Memlekette her ay yüzlerce işçi ölüyor. Son 3 yılda sadece madenler 435 işçiye mezar oldu. Hükümet ne yaptı? Ağır işlerde çalışma yaşını 16’ya indirdi. Her gün ölen işçilerin kiminin inşaatta başına kalas düşüyor, kimi çalıştığı fabrikada metan gazı sızmasından, kimi kaldığı çadırda sobadan zehirleniyor, kimi madendeki grizu patlamasında can veriyor, kiminin bindiği yük asansörünün halatı kopuyor, kimi çöken kalıpların, kimi dozerin altında kalıyor. Bunların hiçbiri kaza değil, hepsi cinayet.
Bu cinayetlerin sorumlusu da işçileri rant ve sermaye uğruna ölüme gönderen patronlar, taşeron sistemin savunucusu hükümet, iş güvenliği önlemlerini almayan, denetlemeyen Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı. Hükümet her defasında “Sorumlulardan hesap sorulacaktır” diyor. Kimseden hesap sorulmuyor. Zira en başta aynaya bakıp kendilerinden hesap sormaları gerekiyor. Ardından “Takdiriilâhi, kader, mukadderat, ömürleri bu kadarmış” gibi açıklamalarla işçi ölümlerini meşrulaştırıyor, topluma bu cinayetleri doğal olaylarmış gibi sunmaktan geri durmuyorlar.
1 Mayıs’ta Taksim’i Anayasa’ya aykırı şekilde, keyfi olarak işçilere ve onlarla dayanışanlara kapadılar. Buna direnenler vatandaşlık/yurttaşlık görevlerini yerine getirdiler. Otorite ne derse desin, onlar iyi yurttaşlar. Onlar faşist değil, demokrat. Onlar hakkın, adaletin peşinde. Onlar vatan haini değil, vatansever. Onlar güçlünün değil, zayıfın yanında. Hepsinden öte, onlar ahlaklı. Zerre kadar şüpheniz olmasın.