Kürtlerin genç yaşta dağa çıkmasını anlamaya çalışmayanlar, belki “kırmızı fularlı kız”ın seçimi üzerine kafa yorabilir.
Ayşe Deniz Karacagil, Gezi esnasında protestolara katılan milyonlarca gençten biriydi. Gözaltında kötü muamele gördü, dört ay PKK üyeliğinden tutuklu kadın tutsaklarla aynı hücrede kaldı.
TMK felaketi sağolsun, “kamu malına zarar vermek”, “kamu görevlisine karşı direnmek”, “toplantı gösteri ve yürüyüş kanununa muhalefet“ suçlamalarıyla, “98 yıl hapis” cezasıyla yargılanıyor. Bu ülkede çocuk öldürene, işkence ve tecavüz edene, satana bile verilmeyen orantısızlıkta cezalar….
Ayşe Deniz’in annesi Nuray Erçağan’ın tokat gibi sözleriyse manşetlere çekilmedi, çekilemedi: “Bu yolu Deniz çizmiş gibi görünmekle birlikte, aslında Gezi’de çocuklarımıza saldıranlar o yolu gösterdiler. Deniz’i bu yola devletin, yargının, çalanların uygulamaları itti.”
Ezbere, ayrımcı, önyargılı laflar etmek çok kolay… Dağa çıktı diye bir gencin ailesini veya örgütü suçlamak da.
Bu gençlere ne yaptık, ne verdik ve ne bekliyoruz da bu hale geldiler diye sil baştan düşünmenin zamanı geldi de geçiyor…