Başbakan’ın kendisine ya da hükümetinin bir icraatına karşı söylenen sözleri “edepsizlik ve hakaret” olarak nitelemek gibi bir huyu var. Ona göre Başbakan’ı eleştirmek ile “hakaret etmek” aynı şey! Konuşmanızın içeriğinin bu konuda hiçbir önemi yok.
Nitekim Prof. Dr. Metin Feyzioğlu’nun konuşma metnini okuyacak her tarafsız gözlemci, bu metnin neresinin hakaret olarak algılandığını bulmakta zorlanacaktır. Gazetelerdeki haberlerden anlaşıldığına göre Başbakan, Feyzioğlu’nun, Van’daki konteyner kentte kendisine iletildiğini söylediği yakınmaları aktarmasına sinirlenmiş. Evet tepkisini tam bu noktada ortaya koymuş ama bunun bir birikimin sonucu olduğunu da görmek gerek.
Vanlı depremzedeler ile ilgili sözler, Başbakan’ın konuşmanın başından itibaren biriken sinirlerini patlatan bir katalizör olmuş, hepsi bu. Başbakan’ın esas sinirlendiği konu, güçler ayrılığı, hukukun üstünlüğü gibi son zamanlarda hiç takmadığı meselelerin gündeme getirilmesidir. Haşim Kılıç’a da bunun için kızmıştı, Feyzioğlu’na da bunun için patladı! Çünkü Başbakan’ın artık tahammül edemediği en önemli konu bu: Hukukun üstünlüğü, güçler ayrılığı, yargı bağımsızlığı vs.
Bu kavramları kendi iktidarına karşı bir tehdit olarak algılıyor, konuşulmasından hiç hazzetmiyor. Çünkü biliyor ki günün birinde bu ülkede hukukun üstünlüğü ve yargı bağımsızlığı gerçekten tesis edilecek olursa, bugün yaptıklarının hiçbirini yapamayacak.