Geçtiğimiz günlerde Milli Eğitim Bakanlığı’nın, içinde bazı cemaatlerin de yer aldığı kimi sivil toplum yapılarıyla protokol imzalaması tartışmalara neden oldu. Milli Eğitim Bakanı da son bütçe konuşmasında, protokol imzaladıkları cemaat yapılarını da ‘sivil toplum kuruluşu’ olarak niteledi ve gençlerin dağa çıkışını engellemek için bu işbirliğine devam edileceğini söyledi.
Kuşkusuz Milli Eğitim, gençleri terör ve uyuşturucu gibi belalardan uzak tutmak için eğitimde tedbirler alabilir, sosyolog ve psikologlardan, din eğitimi uzmanlarından yardım alabilir, almalıdır da…
Ancak cemaat ve tarikatların Milli Eğitim Bakanlığı ile protokol imzalaması söz konusu olunca, haklı olarak hepimiz bu meseleyi endişe ve tedirginlikle karşılıyoruz.
Çünkü yakın tarihte yaşadığımız bir FETÖ tehlikesi var ki hala o travmadan kurtulabilmiş değiliz. Cemaat, sivil toplum ve ‘hoşgörü’ rüzgarıyla başlayan o paralel yapı, devletin adeta kılcal damarlarına kadar sirayet etmiş ve sonunda 15 Temmuz’da kalkıştığı darbe girişimiyle sivilleri öldürmüş, parlamentoyu bombalamıştı.