Türkiye’nin son derece başarılı bir diplomatik atakla Esed’i ayakta tutan Rusya ve İran ile geliştirdiği işbirliğine dayalı denklem, askeri alanda da başarılı bir biçimde sahaya yansımış iken Baasçı lobinin “Esed’le masaya oturmadan olmaz!” diye tutturması tesadüfi değildir.
Bunun nasıl bir ideolojik ve siyasi yoldaşlık ilişkisi olduğuna değinmeyeceğim.
Zira malumun ilanı olur bu.
Benim asıl kırgınlığım bu “Baasçı lobi”ye değil; onların tezlerini farklı cümlelerle ve güya farklı hissiyatla bizim mahalleye taşıyan içimizdeki kimi dostlarımızadır.
Bu dayatmacı söylem üzerinden Erdoğan liderliğindeki Türkiye’ye ve doğrudan Erdoğan liderliğindeki AK Parti anlayışına ve hissiyatına nasıl bir tuzak kurulduğunu fark edemeyenlerin “yüksek siyaset” pozlarıyla akıl vermeleri ayrıca üzüntü vericidir.
Liderimizin/Cumhurbaşkanı’mızın bu konudaki görüşü hiçbir kafa karışıklığına mahal bırakmayacak kadar açık ve kesin iken, hiçbir AK Parti’linin başka bir görüş serdederek surlarımızda gedik açmaya çalışanlara malzeme vermemesi gerekiyor.