AKP döneminde de diplomatlığını sürdüren bir emekli diplomatımız ise şuna dikkat çekti: Meğer Türkiye zaten bir süredir bu tür resmi görüşmelerini Kudüs’te yapıyormuş. Ama Doğu Kudüs’te değil, Batı Kudüs’te yapıyormuş!
Bir başka diplomatımızın verdiği bilgiye göre de resmi görüşmeler bazen Tel Aviv’de bazen de Kudüs’te yapılıyormuş.
Anlayacağınız şöyle bir zincir oluşmuş: Görüşmeler önceleri sadece Tel Aviv’deyken daha sonra çoğunlukla Tel Aviv’de sürdürülmekle birlikte, adım adım Kudüs’e de taşınmış. Sonra da her iki tarafta da yapılarak dengelenmiş. Ya yarın?
ABD, Kudüs’ün bütününü İsrail’in başkenti olarak tanırken buna tepki gösteren İİT üyeleri, “Doğu Kudüs’ü Filistin’in başkenti” sayıyorlardı. Bu fiilen, Batı Kudüs’ün başkentliğinin kabulü anlamına gelmez mi? Yavaş yavaş gelir elbette…
İşte şimdi de İsrail Türkiye’yle toplantıyı duyururken örneğin, Doğu-Batı diye ayrım yapmadan “Türkiye’den çok üst düzey bir bakan, Kudüs’te bir heyete başkanlık edecek” diyor. Yani Türkiye-İsrail normalleşmesi derken, İsrail adım adım Kudüs’ü de normalleştiriyor.