'Malum çevreler'den biri: Çevre felaketlerinin baş sorumlusu AKP'dir

 

AKP hükümetinin öncüsü olduğu ‘kalkınma odaklı’ projelere getirdikleri her eleştiride ‘vatan hainliği’, ‘ajanlık’, ‘malum çevreler’ gibi sayısız suçlamaya maruz kalan Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği’ne (TMMOB) bağlı odalar, Artvin’de sekiz kişinin ölümüne yol açan sel faciasının ardından ‘Beklenen felaket kapıyı çaldı’ yorumunda bulundu.

Çevre Mühendisleri Odası ve İnşaat Mühendisleri Odası, Artvin’de Hopa başta olmak üzere, Borçka, Arhavi ve Kemalpaşa’yı etkileyen sel felaketinde ‘nasıl bu hale gelindiği’ni madde madde anlattı.

Karadeniz Sahil Yolu

FOTO: DHA
Fotoğraflar: DHA

Yapımı sırasında tüm uzmanların Karadeniz’in doğal yapısına aykırı olduğunu kaydettiği Karadeniz Sahil Yolu’nun teknik değerlendirme olmadan yapıldığını belirten Çevre Mühendisleri Odası Başkanı Mert Güvenç, o dönem ortaya koydukları soruları şöyle sıraladı:

“Bu yol gerçekten de gerekli mi? Gerekli ise deniz dolgusu yapmaktan başka yöntemler değerlendirildi mi? Değerlendirildi ise bu nedir? Neden açıklanmadan, tartışılmadan reddedildi? Türkiye‘nin en çok yağış alan bölgesinde yapılacak bu yolda seyahat güvenliği sağlanabilecek miydi? Bölgedeki dereler denize hangi noktalardan dökülecekti? Doldurulacak alanda yok olacak ekosistem için nasıl tedbirler alındı?”

hopa sel7

Güvenç, soruların yanıtlarını hiçbir zaman alamadıklarını belirterek, bir de suçlamalarla karşılaştıklarını şöyle dile getirdi: ‘Karadeniz‘in tüm sahilini doldurup yol yapacağım’ diyorsun. Biz de ortalama akla sahip her insanın soracağı soruları soruyoruz.  Yanıt olarak ‘Bunlaaaaarrr …..’ diye başlayan cümleler kuruluyor. Bu sorulara yanıt alamadığımız gibi bir de ‘bazı çevreci tipler, ülkenin gelişmesini istemeyenler‘ gibi suçlamalara maruz kaldık. Hiçbir sivil toplum örgütünün, ülkenin mühendislerinin görüşleri alınmadan proje gerçekleştirildi ve sonuçta çekincelerimizin tamamı şimdi bir bir gerçekleşiyor. Ancak sorumlular hiçbir zaman bulunamadı, bulunamıyor…”

HES’ler…

İşçilerin katıldığı eylemde köylüler dere yatağında yürümüştü.

Güvenç, eleştirilerinin ikinci ayağını Karadeniz’in dört bir yanını saran HES projelerine ayırdı.

“Söz konusu projenin ardından bir anda gündem Türkiye‘nin enerji açığına kilitlendi. Biz kendimizi sorgulamaya başladık, kaçırdığımız bir şeyler mi var, nereden çıktı bu enerji ihtiyacı?” diyen Güvenç, aslında ‘temiz enerji kaynağı’ olarak bilinen HES yapım süreçlerinde sorunların neler olduğunu şöyle anlattı:

“İş uygulama aşamasına gelince acı gerçeği hepimiz gördük. HES‘ler mantar gibi çoğalmaya başladı. Her derenin üzerine sayısız HES lisansı verildi. Hatta iş o kadar çığırından çıktı ki, eskiden dere olan fakat doğal ya da yapay sebeplerle yönü değişmiş ve artık orada olmayan derelere bile lisans verildi. Neredeyse hiçbir başvuru olumsuz sonuçlanmadı. Bu lisanslar verilirken Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) süreçleri doğru işletilmedi. Bir HES projesine ÇED hazırlanırken, o derede sadece o HES varmış gibi değerlendirildi. Bir dere üzerinde 10 tane HES olsa bile her biri tek tek değerlendirildi. Bir kaynaktan çıkan derenin üzerine 10 tane HES lisansı verilmesi zaten yeterince anlamsızken, bir de kümülatif etkilerinin değerlendirilmemesi tam bir doğa katliamıyla sonuçlandı.”

arhavi hes2

Güvenç, tespitlerini, “Sonuç olarak HES projeleriyle yatakları değiştirilen dereler, HES lere daha fazla su taşıyabilmek için kurulan regülatörler bugün yaşanan felaketin tetikleyicisi olmuştur. Bunlara ek olarak yapılaşmanın yanlış alanlara yapılması felaketin etkilerini artırmıştır” diye noktaladı.

Yeşil Yol

FOTO: MUHAMMET KACAR RIZE-DHA
Fotoğraf: DHA

Hükümetin son icraatının Karadeniz’de yaylaları birbirine bağlaması gerekçesiyle yapılan Yeşil Yol projesi olduğunu hatırlatan Güvenç, “Mevcut iktidar bu felaketlerden ders almak bir kenara, doğa katliamına daha da hız vererek Yeşil Yol çalışmalarını devam ettirmekte. Bu yanlıştan biran önce vazgeçilmeli. Bizim açımızdan karar veren, onay veren, gerçekleştiren ve savunan herkes sorumludur. Son 13 yıllık dönemde bu saydıklarımızın hepsi AKP iktidarının elinde olduğu için çevre felaketlerinin de baş sorumlusu AKP’dir” diye yazdı.

İMO’dan cevabı aşikar sorular

hopa 18

ÇMO’nun yanı sıra, İnşaat Mühendisleri Odası (İMO), ‘Sorularımızın yanıtsız kaldığını, uyarılarımızın dikkate alınmadığını biliyoruz. Yine de sormaya ve uyarmaya devam edeceğimizi duyuruyoruz’ diyerek hükümete bir dizi soru yöneltti.

hopa 16

O sorulardan bazıları şöyle:

* ‘Dere ıslahı’ adı altında derelerin betonlaştırılması, dere yataklarının imara açılarak güvenli olmayan bölgelere konut inşa edilmesinin felakete neden olduğu neden görülmüyor ve neden insanlarımızın hayatı pahasına bu uygulamalar devam ettiriliyor?

* Dere yataklarının imara açılması ile ortaya çıkan rant, insan hayatından daha mı değerlidir?”

* Ülkemizin en büyük sorunlarından birinin niteliksiz yapı stoku olduğu, yapılarımızın bırakalım depremi su taşkınına bile dayanamadığı gerçeği neden göz ardı ediliyor ve neden bu konuda önlem alınmıyor?

* Biz inşaat mühendislerinin kentleşme ve yapılaşma konusundaki uyarıları neden kulak arkası yapılıyor? Neden her uyarımız karşısında siyasi iktidar tarafından ‘siyaset yapmak’la suçlanıyoruz?

* Neden her felaketten sonra yetkililer kamuoyunun karşına çıkıp hamaset yapıyor, ‘devletin yaraları saracağından’ söz ediyor? Neden ülkemizin ‘yara sarma’ hamaseti dışında bilimsel ve bütünlüklü bir afet planı bulunmuyor?”

* Madencinin ‘fıtrat’ında ölüm, Karadenizlilerin ‘fıtrat’ında sele can vermek, işçilerin ‘fıtrat’ında iş cinayetine kurban gitmek mi yatıyor?”