L. Doğan Tılıç: Milyonların feryadının umursanmadığı koşullarda itiraz şarttır

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

warning
Okura not:

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

“Barışa ilkesel destek” de çok doğal. “Kürt sorunundan kaynaklı çatışmalı ve gerilimli süreci geride bırakma”yı kim istemez, Öcalan’ın silahların bırakılması ve şiddetten arındırılmış siyaset çağrısı yapmasına kim itiraz eder!

İtiraz; bütün bu yaşananların dikkatleri memleketin işsizlik, yoksulluk, hukuksuzluk gibi temel sorunlarından kaçırarak, otoriterliğin pekiştirilmesine yol açmasınadır.

Gazetecilerin evleri basılarak kelepçelendiği, adaletin olmazsa olmazı savunmanın örgütü baronun yok edilmeye çalışıldığı, seçilmiş belediye başkanları yerine kayyumlar atandığı, grevlerin yasaklandığı, ana muhalefet CHP’ye alternatif olabilme olasılığını yok etmek için saldırıldığı, ‘‘Atatürk’’ diyen teğmenlerin ordudan atılmaya çalışıldığı, açlığa mahkûm edilen emeklilerin ve asgari ücretle çalışan milyonların feryadının umursanmadığı koşullarda itiraz şarttır!

Bir yandan barıştan söz edilirken tüm bu alanlarda topyekûn baskıdan bir adım bile geri atılmıyorsa, Beşiktaş’ta binlerin haykırdığı “Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz”in tam zamanıdır!

Kürdü Türkü, Alevisi Sünnisi, emeklisi asgari ücretlisi, mavi ve beyaz yakalısıyla… Ya hep beraber ya hiçbirimiz!

İmamoğlu’nun Beşiktaş Belediyesi’nde “Ya hep beraber ya hiçbirimiz” vurgusuyla bitirdiği “Ne yapacaksak hep birlikte, milletçe yapacağız. Bu konu artık yalnızca CHP’nin sorunu olmaktan çıkmıştır” sözleri çok doğru, ancak CHP’nin yol haritası ve ‘kırmızı kart’ın hali pek net değil.

L. Doğan Tılıç’ın yazısı