Demirtaş’ın, Diyanet İşleri Başkanlığı suçlaması baltayı taşa vurması anlamına geliyor. Zira HDP, bu tartışmayı başlatan taraf olduğu için ciddi bir tepki uyandırdı. Diyanet İşleri Başkanlığı da diğer kurumlar gibi elbette tartışılabilir veya eleştirilebilir. Ancak seçim öncesi Diyanet’i hedef alan açıklamalar yapmak ve üstelik bu kurumu yaptığı en iyi işlerden dolayı suçlamak son derece yanlış bir tutum. Bu eleştirilerin toplumda bir karşılığı yok.
Doğan medyası ve Cemaat’in, Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez’i uzun bir süredir itibarsızlaştırmaya çalıştığı malum. Diyanet’i hedef alan cepheye Demirtaş’ın da destek sunması iktidar partisine değil, HDP’ye kaybettirecektir.
‘Dini, siyasete alet etme’ söylemi, katı laikçi eski Türkiye’ye ait bir söylem. Kemalist edebiyat, bunun zengin örnekleriyle dolu. Din adamlarını aşağılamak, onları hırsız ve şehvet düşkünü göstermek eski Türkiye’nin hastalığı. Demirtaş’ın bu dili kullanması, aslında onun ait olduğu siyasi dünyayı ele veriyor. Demirtaş, Kılıçdaroğlu’nun, HDP ise CHP’nin kötü bir kopyası olmaktan ileri geçemedi.
Seçimin sonucu ne olursa olsun Demirtaş, demokratlık sınavında şimdiden sınıfta kaldı.