'Kürt birliği'nden söz etmek için henüz erken; asıl tehlike ise Kürdistan'ın hızla silahlandırılması

 

ARZU YILMAZ

Kürtlerin birliğini arzu edenlerin umudu IŞİD’in Şengal’e (Sincar) saldırısı ardından arttı. Zira 1050 km uzunluğundaki Kürdistan-IŞİD sınırında peşmerge ve gerilla güçleri büyük ölçüde birlikte hareket ediyor.

Bu durum, birlik için siyasi bir anlaşma misyonu yüklenen Kürdistan Ulusal Kongresi yolunda önemli bir adım sayılabilir. Ancak, bu sonucu hazırlayan kısa süreç içinde hızla değişen dengeler, uzlaşmanın yanında bir çatışmayı da besleyen riskler taşıyor.

‘Bırakuji’ uzak ihtimal

Her şeyden önce altını çizmek gerekir ki Kürtler arası savaşı ima eden bir bırakuji’nin yeniden yaşanması uzak bir ihtimal. Çünkü Kürtlerin de sık sık vurguladığı üzere, “Kürtler artık o eski Kürtler değil.” Yani, bir anlamıyla, ‘Kürt’ü Kürt’e kırdırma’ politikalarının Kürt siyasetinde bir karşılığı yok.

Uzun süredir dile getirilen bu gerçek Rojava deneyimiyle de sınandı.  PYD’nin kendisi dışındaki Kürt partilerini dışlayan politikalarının yarattığı gerilimde, hem Irak Kürdistanı’nda silahlı eğitimden geçirilen Suriye Kürdü mültecilerin geri dönüş operasyonu hem de hendek krizi yara almadan atlatıldı.

Bu bağlamda, Kürt birliğinin arkasındaki asıl iradenin Kürt partileri değil, bu partilerin örgütsel mobilizasyonunun ötesinde bir Kürtlük ve Kürdistan bilinci taşıyan toplumsal güçler olduğu ortaya çıktı.

Siyasi mutabakat yok

Ancak, bu toplumsal güçler Rojava’da her ne kadar askeri bir çatışmayı önlediyse de siyasi bir uzlaşmaya varılmasına yetmedi.

Bugün Güney Kürdistan’da bu siyasi uzlaşmanın sağlandığını iddia etmek için çok erken. Çünkü mevcut durum yalnızca IŞİD’e karşı askeri bir savunma hattının kurulmaya çalışıldığına işaret ediyor. Bu askeri hattın geri planında ise henüz siyasi bir mutabakat yok.

Bugün değilse bile yarın sorun çıkması muhtemel

IŞİD’in beklenmeyen saldırısı üzerine peşmergenin yaşadığı şaşkınlığın yarattığı boşluk gerillanın çabuk hareket etme kabiliyetiyle doldurulmuş görünüyor.  Özellikle Şengal ve Musul’a bağlı Mahmur’da yoğunlaşan gerilla varlığının bir siyasi mutabakat yokluğunda bugün değilse de yarın sorunlar doğurması ise muhtemel.

Zira Kürdistan’da siyasi dengeler büyük ölçüde askeri olarak kontrol edilen bölgeler üzerinden kurulu. Kürdistan Bölgesel Yönetimi (KBY) eğitim, sağlık gibi kamu hizmetleri ve hatta dış ilişkilerde kurumsallaşmasını büyük ölçüde tamamladığı halde güvenlik alanında hala iki partiye bağlı peşmerge güçlerini birleştirememiş olması da bu yüzden.

Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) de Kürdistan Yurtsever Birliği (KYB) de siyasi nüfuzlarını kendi peşmerge güçlerini muhafaza ederek sürdürmeye çalışır.  KBY’nin önünü açan sözkonusu iki parti arasındaki denge de temelde bu ikili güvenlik yapısına dayanır.

PKK faktörü

Bu dengenin şimdi PKK’nin Şengal ve Mahmur’a girmesiyle etkilenmesi ise kaçınılmaz. Çünkü muhtemeldir ki PKK de askeri kontrol kabiliyeti oranında Güney Kürdistan siyasetinde daha fazla yer almaya çalışacak.

Üstelik bu bölgede yaşayan Kürt nüfusun çoğunluğunu oluşturan Ezidiler öteden beri PKK’ye sempatiyle yaklaşır. IŞİD saldırıları sırasında ağır kayıplar vermelerinin sorumlusu olarak gördükleri peşmergeden çok gerilla güçlerini desteklemeleri ise sürpriz olmaz.

Behdinan’ın önemi

Bu durum da KYB’den çok KDP’yi rahatsız eder. Zira Şengal ve Mahmur tıpkı Behdinan gibi KDP için deyim yerindeyse ‘hayat sahası’ niteliği taşır.

PKK’nin 1990’lı yıllarda Behdinan bölgesine girişinin sonuçları malum: PKK 1990’lı yıllarda Türkiye-Irak sınırından 20 km içlere doğru bir alanda askeri kontrol sağlarken, bu alan üzerinden Güney Kürdistan siyasetine dahil olmak için önemli girişimlerde bulunmuştu. Ancak, bunu başaramadı ve 1990’lar boyunca KDP ile savaştıktan sonra 1998 yılında Behdinan bölgesinden çekilmek zorunda kaldı.

Bu geri çekilmenin nedenlerini bir yana bırakıp sonuçları üzerinden bugüne ışık tutmak gerekirse söylenecek şudur: KDP ile PKK arasında bugüne kadar süren barış esas olarak bu geri çekilmeye dayanıyor.

PKK-KYB yakınlaşması

PKK 1998’den sonra büyük ölçüde Kandil’e yerleşti. Kandil PKK’yi KDP’den çok KYB ile karşı karşıya getirme potansiyeli taşıyan bir bölgeydi.

Buna karşılık 2000-2001’de kısa süren bir çatışma dışında PKK ile KYB arasında büyük bir sorun yaşanmadı. Son yıllarda KDP’nin giderek artan gücü ise PKK ve KYB’yi daha da yakınlaştırdı.

KDP ve PKK birlik sınavında

Son tahlilde, Kürtlerin birliği Rojava’nın ardından şimdi de Güney Kürdistan sınavından geçiyor. Bu sınavı verecek olanlar da büyük ölçüde PKK ve KDP.

Nihayetinde Rojava’da sağlanan askeri çatışmasızlığın sürdürebilirliği de Güney Kürdistan’daki gelişmelere bağlı olacak görünüyor.

Türkiye ve İran’ın dahli

Bu bağlamda, Kürtlerin birliğini yalnızca silahlı güçlerin yan yana gelmesi üzerinden tasavvur etmek ise bir uzlaşmadan çok çatışma potansiyeline işaret ediyor. Zira bu haliyle, Kürt partileri arasındaki rekabetin sertleşmesi yanında bölgesel aktörlerin Kürdistan siyasetine müdahalelerinin de önü açılıyor.

Örneğin, KDP’nin Rojava’ya girmesi nasıl Türkiye’nin dolaylı müdahalesi olarak algılanabiliyorsa, PKK’nin Güney Kürdistan’daki varlığı da İran’ın etki alanını genişletmesi diye okunabiliyor.

Asıl tehlike

Nihayetinde,  Kürtlerin gerçekten bir birlik içinde hareket ettiklerine inanmak için bir siyasi irade beyanı anlamı taşıyacak Kürt Ulusal Kongresi’nin toplanmasını beklemek gerekiyor.

Ve eğer bu siyasi irade bir an önce ortaya konulamazsa IŞİD’le mücadele adına hızla silahlandırılan Kürdistan’da ‘bırakuji’nin önüne tek başına toplumsal iradenin geçebilmesi zor görünüyor.