Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, şu an yürütülen sürecin sonuca ulaşmaması durumunda çözümün çok uzun yıllar erteleneceğini düşündüğünü belirterek, “İçinde bulunduğumuz süreç, bizim kuşağın son denemesi. Bunca yıldan sonra federal yönetim modelinin de son şansı olduğunu değerlendiriyorum” diye konuştu.

Hürriyet’ten Cansu Çamlıbel’e konuşan Akıncı, birleşik bir Kıbrıs federasyonunun AB üyesi olması fikrinin Türkiye’yi ne kadar heyecanlandırdığını şu sözlerle anlattı: “10 yıl öncesi gibi olmadığı çok nettir. Türkiye’nin Avrupa’dan tamamıyla kopabileceğini ben düşünmüyorum. Türkiye belki AB’nin şimdiki yapılanması içinde tam bir üye noktasında olmayabilir. Ancak Türkiye’nin ihracatının yarısı hala AB ülkelerinden. Belki gün gelir Avrupa’da tartışılan bir çekirdek ve onun etrafındaki halkalar bağlamında, İngiltere’nin şimdi girmekte olduğu konuma, belki bir gün Türkiye de gelecektir. Ancak ben değerler ve ilkeler bakımından Türkiye’nin AB yolculuğunun devam etmesinden yanayım.”
Adada, 1960’lardan farklı bir noktada olduklarını belirten Akıncı, bugün tek taraflı müdahalenin ancak Kıbrıs Türk halkı iradesiyle olabileceğini söyledi: “Kıbrıs Türk halkı kendini tehdit altında hissederse, parlamentosu Türkiye’nin yardımını talep edebilir. Türkiye ya da Yunanistan ya da bir başkası çıkıp da ‘Ben geliyorum, buraya müdahale ediyorum’ demez.”
‘Türkiye, tanımadığı Rum kesiminin takımlarıyla maç yapıyor’
“Türkiye’nin ‘Tanıdım’ dediği ama tanımanın gereklerini yüzde yüz yerine getiremediği, ‘Tanımadım’ dediği Rum tarafına yönelik de tanımamanın gereklerini yüzde yüz yerine getiremediği bir durum yaşıyoruz” diyen Akıncı sözlerine şöyle devam etti: “Bugün Türkiye Cumhuriyeti’nin futbol takımları, tanıdığını söylediği KKTC’nin futbol takımlarıyla dostluk maçı bile yapamıyor. Tanımadığı Güney Kıbrıs’ın futbol takımlarıyla, hem de Larnaka Havaalanı’ndan girmek suretiyle resmi maçlar oynuyor. Rum tarafından atletizm takımları Türkiye’ye gidecek, o tanınmayan ülkenin bayrağı çekilecek, marşı çalınacak. Şimdi bu hangi kalıba sığar? Bu basit bir örnektir, çok konuşulmasından da hoşlanılmaz. Bu tabii Türkiye’nin kasıtlı yaptığı bir durum değil. Uluslararası kuruluşların dayatmasıdır. Ancak ben kendi gençliğimizi de düşünmek zorundayım. Kıbrıs Türk gençleri de uluslararası arenada yerini alabilmeli. Kıbrıs Türk kimliği erozyona uğramamalı. KKTC, federal bir cumhuriyetin eşit bir kanadı olarak kendi kimliği ve kişiliğiyle yerini almalı. Türkiye ile de çok sağlıklı ilişkileri olmalı.”