Kızlarda DEHB tanısı geç yaşlara kalıyor 

Yaygın kanının aksine, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB) sadece erkeklerin sorunu değil. Akla daha az gelse de kızlarda da görülüyor. Kliniğe başvuru oranları bu önyargıyı işaret ediyor. 16 erkeğe karşılık bir kız çocuğu tıbbi tedaviye başvuruyor. Kızlar daha geç, pek çoğu da erişkinlikte tanı alabiliyor. 

Fotoğraf: Pexels

Bütün nörogelişimsel bozukluklar erkeklerde kızlardan daha fazla görülüyor. Toplum bazlı araştırmalara göre sadece DEHB’de çocuk ve ergenlerde erkek/kız oranı 2-3’e 1 iken erişkinlerde oran yaklaşık 1.5’a 1.

Çocuk ve ergen psikiyatristi Prof. Dr. Nahit Motavalli Mukaddes ile DEHB’si gözden kaçan ya da ihmal edilen kız çocuklarını ve kadınları konuştuk.

Türkiye’de ilkokul çocuklarında yapılan bir çalışmada dikkat eksikliği sıklığı kızlarda yüzde 5.5 olarak saptandı. Tüm DEHB tipleri için oran kızlarda yüzde 8.8 olarak bulundu. Veriye göre 40 kişilik bir sınıfta ortalama üç-dört kız çocuğunda dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu var. Ancak belli ki bu kızların büyük bir kısmı kliniklere başvurmuyor.

Mukaddes, kızlarda DEHB’nin de içinde yer aldığı nörogelişimsel bozuklukların belirtilerinin hafif seyrettiğini ve daha az göze çarptığını söylüyor.

DEHB’nin üç alt tipi söz var. Birinci grup dikkat eksikliği, ikinci grupta hiperaktivite, üçüncüsünde yani bileşik tipteyse hem hiperaktivite hem de dikkat sorunları bulunuyor. 

Üşengeç ve tembel sandıklarımız DEHB mi?

Erkeklerde daha çok bileşik tip yani hem hareketlilik hem dikkat sorunu bir arada görülür. Kızlarda ise en sık dikkat eksikliği olan tip görülüyor. Hiperaktivite ve davranışsal sorunlar eşlik etmiyor. 

Erkeklerde sıklıkla görülen aşırı hareketlilik, dürtüsellik ve öfke kızlarda ön planda değil. Kızlarda dikkat sorunları, unutkanlık, üşengeçlik, ağırlık, yavaşlık, dağınıklık görüldüğünü belirten Mukaddes, şöyle devam ediyor:

“Bu belirtilerin önemli bir kısmının temelinde dikkat eksikliği var.  Dolayısıyla davranışsal sorunu olmayan bu kızların öğretmenleri şikayetçi olmuyor. Halbuki öğrenme sorunları olabiliyor. Ödevlerini kendi başına yapamazlar. Okul eşyalarını toparlayamazlar. 

Okulda, derste çok sıkıldıkları için okul reddi olabilir. Bu durumda bile gerçek sorunun dikkat eksikliği olduğu anlaşılmayabilir.”

Öğretmenlerin de aklına gelmiyor 

Öğretmenler sıklıkla, sınıfta yaramazlık yapan,  lafa karışan, ayağa kalkan, kavgacı, akranlarına şiddet uygulayan öğrencilerin problemli olduğunu fark edip davranışsal sorunlar sebebiyle ailelere “Psikiyatra ya da psikoloğa gidin ya da uzmana gidin” diyorlar. Kaldı ki bu durum sıklıkla erkek çocuklarındaki DEHB’nin bileşik alt tipindeki özellik.

Ancak kız çocuklarında yaklaşımlarının değiştiğini anlatan Mukaddes şu tespitleri yapıyor:

“Sessiz, sedasız, uyuşuk, çekingen, kendi köşesinde, kimseye sataşmayan, kız çocuğu öğrenme sorunu bile varsa önemsenmiyor. Ona ‘zihinsel kapasitesi bu kadar, öğrenemiyor’ gözüyle bakılıyor. 

Kızlar daha az davranışsal sorun gösteriyor. Bazılarında bileşik tip DEHB olabilir ancak hareketlilik kendini daha çok konuşma, herkesin işine karışma şeklinde gösteriyor. Erkekler kadar aşırı hareketli ve saldırgan olmayabilirler. 

Hiperaktivite ve dikkat eksikliği birlikte olan kızlar, teneffüslerde koşturan, erkeklerle oynayan, ödev başına oturamayan, sınıfta çok konuşan, laf kesen ama bir yandan da sevimli espirili olabilirler.”

Kızlarda belirtilerin hafif seyretmesinde hormonal farklılıklar ve genetik faktörlerin rolü büyük. Örneğin kızlardaki östrojenin varlığı dikkat üzerine olumlu etki yapıyor. Kızlarda belirtilerin görülmesi için daha fazla genetik yük olması gerekiyor. 

Fotoğraf: Diken

Erişkinlikte kendileri fark edebiliyor

Genel olarak kızlar erkeklerden daha geç tanı alsalar da bazen erken yaşlarda, uzun süre öğrenme sorunu, çekingenlik vs. olunca aileler bir uzmana danışma ihtiyacı duyuyor. Çoğu kere ergenliğe kadar akademik ve diğer ruhsal sorunlar ciddiye alınmıyor veya hafif seyrediyor.

Mukaddes, ergenlikle birlikte tablonun ağırlaşabildiğini anlatıyor:

“Ergenlikte sıklıkla depresyon, kaygı, intihar, uygunsuz insan ilişkileri, madde/sigara kullanımı başlayınca aileler uzmana götürüyor. 

Bazen de erişkinlik döneminde  kadınların kendilerinde farkındalık gelişiyor. Pek çok ruhsal ve fiziksel sorun yaşadıktan sonra, dikkat eksikliğiyle ilgili olabileceğini düşünerek bir uzmana başvuruyorlar.

Başvuru zamanını belirleyen, belirtilerin hayatı kötü etkileme derecesi, aile yapısı, kişinin taşıdığı zeka, yetenekleri ve toplumsal beklentiler.

Örneğin çok parlak zekalı bir kız, destekleyici ve disiplinli bir ailede yetişiyorsa ve ciddi davranışsal sorunları yoksa geç fark edilebilir. Çünkü zekası ile akademik durumu idare edebiliyor.

Aile özel ders aldırıyor ve akademik durum çok kötü olmasa da hak ettiği düzeye çıkamıyor. Diyelim ki parlak zekâlı bir kız dikkat sorunu varsa orta zekâlı bir kız düzeyinde başarı gösteriyor. Normal zekâlıysa da düşük zekâlı gibi algılanabiliyor.”

Kızların baş etme yolları var

Öte yandan kızların erkeklerden farklı başetme yolları var. DEHB sonuçlarını çok çalışarak ve mükemmeliyetçilikle az zararlı hale getirebiliyorlar. Mukaddes, şunları söyledi:

“Şu an görüşmelere gelen ve yeni tanı koyduğum pek çok erişkin kadın var. Bazıları mesleklerinde çok başarılı. Çok çalışarak ve çeşitli yöntemler geliştirerek örneğin çok not tutma vs. ile bu aşamaya geldiklerini anlatıyorlar. 

‘Nasıl başardınız?’ diye hep soruyorum. ‘Çektiğim ızdırabı siz bana sorun’ diyorlar.  İstedikleri halde ders dinleyememe, sürekli sıkılma veya acelecilik ve sair belirtilerin varlığına rağmen sürekli mücadele ederek öğrenme ve ayakta kalmak kolay değil. Yaşadıkları o stresler ek ruhsal ve bedensel zorluklara yol açıyor.”

Ergenlikle işler karışıyor

Mukaddes, DEHB’nin psikiyatrik bir durum olmanın ötesinde ciddi toplumsal soruna dönüşebileceğini ifade ediyor. Ergenliğe kadar tanı ve tedavi alamayan kız çocuklarını güçlükler bekliyor. Tüm sorunlara ergenlikte hem bağımsızlık talebi, ailenin karışmasını istememe hem de kendisi hiçbir işini organize edememe sorunu yaşanıyor. Mukaddes bu dönemin zorlayıcı olduğunu vurguluyor:

“Depresyon, kaygı, internet bağımlılığı, eğer dürtüsellik ve hiperaktivite de varsa (bileşik tip) bazen madde ve alkol kötüye kullanımı, uygunsuz arkadaşlıklar, kendine zarar verici davranışlar, intihar, erken yaşta cinsellik ve hamilelik, para karşılığı seks de görülebiliyor. 

Bu saydığım sorunlar erkeklerde de olabilir. Ancak erkeklere gösterilen hoşgörünün daha azı kızlara gösteriliyor.”

Erişkinlikle çoğu kez yaşamın yükü ağırlaşıyor. İş, eş, çocuklar hayata giriyor. Kadın DEHB evini, işini, karmaşık insan ilişkilerini yönetmekte zorlanabiliyor. Mukaddes “Geç tanı akademik, sosyal açıdan kayıplar ve ruhsal zorlanma demek” diyor. 

‘Erişkinlikte unutkanlık, dağınıklık sebebiyle geliyorlar’

Bazı kadın DEHB’liler durumlarını kendileri fark edip tedavi için başvuruyor. Mukaddes, erişkin kadınların önemli bir kısmının zaten daha önce farklı psikiyatrik veya fiziksel sorunlarla uzmanlara muayene olduklarını ifade ediyor:

“En çok bipolar bozukluk, depresyon, kaygı, borderline kişilik bozukluğu, madde ve alkol kötüye kullanımıyla ilgili tedavi öyküleri var. 

Ancak bu durumların zemininde olan dikkat sorunları ne yazık ki hep sürüyor. Bu sebeple ya kendileri geliyor veya uzmanlar tarafından DEHB açısından değerlendirmemiz için yönlendiriliyorlar. 

Bazılarının daha önce herhangi bir psikiyatrik tanısı yok. Unutkanlık ve dağınıklık sebebiyle geliyor. Sıklıkla kendi başvuranlar iyi eğitimli kadınlar. Ancak bazen de daha az eğitim almış günlük hayatı yürütmekte zorlanan kadınlar da geliyor. 

Örneğin genç bir ev kadını işlerini bitirememe, sürekli unutkanlık ve dalgınlık, yemek yakma gibi sorunlarla başvurmuştu. Bunlar uzun yıllardan beri vardı. Bu sebeple okulu bırakmış, evlenince de yine eski ağırlık, üşengeçlik ve unutkanlıklarının sürmesi, evi idare edememesinin yaşattığı stres sebebiyle başvurup DEHB tanısı almıştı.”

Diğer kadınlara oranla hastalık riski daha fazla

Peki bunca stresli hayat bu kadınlarda bedensel sorunlara yol açıyor mu? Mukaddes “Evet” diyerek şöyle sürdürüyor:

“Genelde sağlıklarına dikkat edememe, düzensiz hayat ve maruz kaldıkları stresler sebebiyle pek çok sağlık sorunu yaşarlar. En sık görülen fiziksel hastalıklar migren, fibromiyalji, kalp damar hastalıkları ve obezite. 

Bir de ölüm riskleri araba kazaları ve intiharlara  bağlı artıyor. Tedavi edilmemiş DEHB’li kadınlarda intihar oranının yüzde 25 olduğunu bildiren araştırmalar var. 

Riskli davranışları olan DEHB’li bir grup kadınsa yasa dışı eylemler sebebiyle hayatını hapishanede geçiriyor. Birleşik Krallık’ta yapılan bir araştırma hapishanedeki kadınların yüzde 20-30’nun DEHB ortaya koymuştu.

Onun için  DEHB tanısının konulması ve tedavisi sadece birey değil toplum sağlığı, aile düzeni, sağlık ekonomisi, işgücü gibi pek çok konu açısından önemli.”