Kitap, kalem ve molotof tutanlar
K

Frederike Geerdink
Frederike Geerdink
Hollandalı gazeteci. 25 yıldır meslekte. 15 yıl Hollanda’da çalıştıktan sonra 2006’da Türkiye’ye yerleşti. Özellikle Kürt sorunu, insan hakları, azınlıklar ve kadın meseleleri üzerine yazıyor. Ağustos 2012’den bu yana Diyarbakır’da yaşıyor. www.kurdismatters.com ve www.journalistinturkey.com adlı blogları var. Başta Hollanda ulusal haber ajansı olmak üzere birçok mecraya haber ve yazı yazıyor. Uludere katliamını irdelediği kitabı ‘De jongens zijn dood’ adıyla Hollanda’da yayınlandı. Not: Kendisi ayrıca Amberin Zaman’ı ‘utandıran’ gazetecidir.

FrederikeFREDERIKE GEERDINK

f.geerdink@gmail.com

Yeni nesile karşı eskiler: Kürt sorununun çözümüne dair analizlerde yıllardır onlardan söz ediliyor. Ortaya atılan tez şu: Devlet, PKK’yi hala eski yönetirken barışı sağlamak için acele etmeli zira günün birinde liderlik rolünü kaçınılmaz olarak üstlenecek yeni nesil ihtilafı sonlandırmak konusunda bu kadar hevesli olmayacak.

Artık bu teoriyi geride bırakmanın ve yerine, Kürt hareketindeki diğer iki gruba, yani silahlı olanlar ve silahsızlara dayanan yeni bir teoriyi koymanın vakti geldi.

Gençler aksine barış istiyor

Barış konusunda yeni neslin eski nesile göre daha az istekli davranacağı konusunda hep şüphelerim oldu. Evet son 30 yılda, savaşın ortasında büyüdüler ve çok acı çektiler. Ama bu onları aksine daha çok barış yanlısı yapmaz mı?

kurtler
Fotoğraflar: DHA

 

Dahası, genç Kürt aktivistlerle bir araya geldiğimde ve hatta polisle çatıştıkları esnada yaptığım gözlemler, kendilerinin şiddet meraklısı olmadığı yönünde. Bu konuda kesin kurallara sahipler.

Buna iyi bir örnek olarak, yıllar önce Diyarbakır’da bir adamın otobüs durağına taş atmasını gösterebiliriz. Yüzleri gözleri örtülmüş arkadaşları, ellerindeki taşları belediyeye ait otobüs duraklarına değil, sistemi temsil eden polislere atmasını söylüyordu.

Duvara yaslanmış halde iki gençle yaptığım konuşmayı hatırlayıp gülümserim ara sıra. Ellerindeki tişörtleri kesip suratlarını örtmeye çalışırlarken arkadaşları da petrol bombası hazırlıyordu. Konuşmamız bittiğinde yürümeye başladım. İçlerinden biri ‘Abla, dur’ dedi ve yanıma gelip duvardan tişörtüme bulaşan tozu sildi.

Gençler saldırgan değil

Özünde onlar sinirli, saldırgan gençler değil. Devletin sistemine karşı acımasız bir savaş veriyorlar ve bunu ihtiyaç olduğunu düşündüklerinde, taş ve molotoflarla yapıyorlar. Fakat amaçları şiddet değil.

Geçenlerde Kürt hareketinin bu genç üyelerinden bir grupla yaptığım uzun sohbette bu hususta daha da ikna oldum. Duvarda YPG-H bayrağı asılı olan bir odada oturuyorduk. Yaz başında Lice’de askerle yaşanan çatışmaya katılmış birkaç kişi vardı aralarında.

kurtler2

 

Herkesin diyebileceği gibi üfürükten ‘barış istiyoruz’ demiyorlardı; ellerinde sıkı bir hikaye vardı. 23 yaşında Zilan lakaplı genç bir kadın şöyle diyordu: ‘‘Eski nesillerin verdiği mücadele sayesinde şimdi demokratik ideallerimizi olabildiğince hayata geçirme ihtimalimiz var. Bu yapıcı bir mücadele. Bunu devletin yaptığı gibi insanları öldürerek sığ bir biçimde yok eder miyiz hiç? Yani başka bir deyişle, Öcalan’ı dinlemeyerek? Biz onun sözüne inanıyoruz, onunla büyüdük.’’

‘Sonunda kazanacağız’

Bu genç ve akıllı Kürtler kendilerini tümüyle mücadeleye ve şu amaca adamış: Halklarının tüm haklarını kazanması ve böylece silahlı mücadelenin sonlandırılması. Dağa çıkmak gibi bir niyetleri yok, demokrasiyi inşa etmek için şehir ve köylerde çalışmak istiyorlar.

Silahları yok. Barış hareketini tehdit etmiyor, hatta enerjileri ve dirayetleriyle kuvvetlendiriyorlar. İçlerinden bir diğeri, 26 yaşındaki Agit, şöyle diyordu: ‘Tabii ki sabırsızız ama biliyoruz ki bu iş için bir zaman çizelgesi yok. Mücadele etmeye ve sonunda kazanacağımıza inanıyoruz.

Peki ya mücadele adına silah taşıyanlar? Birkaç istina dışında hepsi eski kuşak olan Kandil’deki liderler? Bu yıl onların ikisiyle konuştum: Mart’ta Rıza Altun, yazın da Cemil Bayık’la. Altun daha yumuşaktı, ‘eğer’ hükümet demokratikleşme adımı atmazsa ve ‘eğer’ hükümet barış süreci hususunda ciddi davranmazsa, stratejilerini ‘yeniden gözden geçirmek’ zorunda ‘kalabilirler’di.

Cemil Bayık’ın amacı ne?

KCK liderlerinin daha ‘şahin’ isimlerinden sayılan Cemil Bayık’sa, Türkiye’de Irak ve Suriye’deki korkunç savaşlara benzettiği bir savaştan bahsetti: ‘Bunu istemiyoruz ama herşeyi kontrol edemeyiz.’ Bayık, gençlerden de bahsetti: ‘Onları eğitmeye ve bizim de yer sahibi olduğumuz bir toplum yaratma yönündeki hedeflerimizi anlatmaya çalışıyoruz. Genç neslin radikalleşmesi bize zarar verir. Fakat bunun bir risk olduğu ortada. Hükümet, şu anda gücü elinde tutan nesille barış yapabilir. Peki ama ya bir sonrakiyle?’

Aslında bu söylediği beni biraz sinirlendirdi. Benim konuştuğum genç Kürtler, ‘’Bizim barış sürecine karşı tehdit oluşturduğumuzu söyleyen Türk yorumcular ne dediklerini bilmiyor ve sadece Kürt hareketini zayıflatmayı amaçlıyor’’ demişti. Şimdi ise onların liderlerinden biri tıpatıp aynı şeyi söylüyordu.

Dahası, gerçekten bu kanıya vardığı için mi yoksa siyasi bir oyun oynayıp hükümete baskı yapmak için mi söylüyordu, bundan bile emin değilim.

Öcalan Kandil’den daha yapıcı

kurtler1

Neden kendisi KCK’nin ikinci en önemli lideri olarak (üzgünüm Bese Hozat) ateşkesin sorumluluğunu üzerine almıyor?

Bu ateşkese, petrol bombalarıyla gençler veya Irak ve Suriye’deki gibi toprak alarak IŞİD son veremez. Bunu yapabilecek olanlar, profesyonel silahlara sahip olan ve savaş eğitimi almış, Kandil’deki (ve hala Türkiye’de kalan) gerillalar. Bayık niçin şiddet tehdidinde bulunuyor ve suçu, daha hiçbir şey olmadan kendi gençlerinin üzerine yıkıyor?

Peki bu resimde Öcalan nerede?

1999 senesinden beri elinde silah yerine kitap ve kalem var. İstediği zaman ateşkesin sonlandırılması için emir verebilir ve bu emir anında yerine getirilir. Fakat böyle bir şey yapacağına dair bir işaret yok.

İmralı’dan gelen bütün açıklamalar sonsuz bir sabır, pozitif düşünce (barış sürecinde 14 sivilin öldürülmesine rağmen bu son olur diyebilmesi) ve müzakereler aracılığıyla barış sürecini yürütme iradesinin göstergesi. O, daha ziyade gençlere benziyor: Yapıcı, şiddetle tehdit etmeye karşı ve Türkiye’de demokratik bir geleceğe umutla bakan….

Umarım ateşkes bir sonraki genel seçimlere kadar devam eder. Zira, şiddeti desteklemeyi ne hükümet ne de PKK göze alabilir. Fakat yine de barış sürecinin zayıf noktası hakkındaki sorulardan biri, eski neslin gençleri kontrol altında tutup tutamayacağı değil. Asıl soru, kalem, kitap ve molotof tutanların, eli silahlılardan daha dirayetli kalıp kalmayacağı…