Kemal Derviş: Yapısal reformlarda sadece yavaşlama değil, tersine dönüş var

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Eski ekonomi bakanı Kemal Derviş Hürriyet’e konuştu:

 

Şu anda olaylara yön verme noktasında ağır basan siyasal güven eksikliğidir. Bir ülkede aşırı bir siyasal kavga, sert üslup oluşursa ve o ülkede demokrasinin kalitesi, yargının bağımsızlığı konusunda ciddi şüpheler uyanırsa artık Merkez Bankası’nın yapacağı sınırlı kalır. Maalesef ekonomi kırılgan olunca faiz yükseliyor.

Şu anda kriz demeyeyim ama ciddi bir güvensizlik ortamı oluştu. Maalesef son yıllarda yapısal reformlarda sadece yavaşlama değil, tersine dönüş oldu. Bunun beni en çok üzen tarafı ekonomiyi düzenleyen kurumların; Merkez Bankası, BDDK, Enerji Kurulu, Rekabet Kurulu, Kamu İhale Kurumu gibi ekonomiyi düzenleyen ve denetleyen kurumların teknik ve partizan siyasetten uzak konumlarından maalesef yeniden siyasete yaklaştırılmış olmaları. Kısmen torba yasalarla, kısmen fiili uygulamalarla. 2001 reformlarının en önemli yapısal ayağı Türkiye’de ekonomiyi denetleyen ve düzenleyen kurumların günlük politikadan ayrılmasıydı. İyi işleyen bir piyasa ekonomisi için bu şart. Her vatandaş aynı muameleyi göreceğini bilmeli. Günlük piyasa işleyişine ve özel girişimin yatırım kararlarına siyasetin girmesi bir ülkeyi çökertir. Nitekim 90’lı yıllarda Türkiye’nin o kadar zor duruma gelmesinin önemli nedeni buydu. Uzun vadede ülkenin büyüme hızını düşüren bir olgu. Bence esas sorun bu, bunu düzeltmek lazım.

 

Bu noktadaki en önemli soru şu; Avrupa ülkesi miyiz, Ortadoğu ülkesi miyiz? 2023’te Türkiye’yi nerede görmek istiyoruz? Bence buna net olarak Avrupa’da dememiz lazım. Ortadoğu’da barışa dönüşü desteklememiz doğal, ancak Türkiye’de dışarıdan yatırım yapmayı düşünenler ‘Biz aslında Avrupa ailesinin bir üyesine yatırım yapıyoruz’ diye düşünebilmeli. “Türkiye Ortadoğu keşmekeşine sürükleniyor” gibi bir intiba maalesef kısmen oluştu. O şüpheyi kaldırmamız lazım.

Toplumda inanılmaz gerginlik var. Herkes etkileniyor. Çünkü ciddi bir rahatsızlık var, ciddi bir karışıklık var. Yargıda ciddi sorunlar var. Ekonomiye yansımış durumda bunlar. Tabii ki çok önemsediğim barış sürecinin devam etmesi de çok önemli, Kürt kimlikli Türkiye vatandaşlarımızla barış gerekiyor. Seçim olmasa önümüzde, herkes daha da gergin olur. Eğer bu seçim özgürlük ve barış içinde, demokratik kaidelere uygun gerçekleşirse ki bunu umut ediyorum, seçim bir çıkış yoludur. Ne olacaksa olacak, vatandaş kendi iradesiyle oyunu kullanacak. Seçimler bir mesaj verecektir. Seçimlerden sonra Türkiye’nin hızla daha iyi bir noktaya gelebileceğine inanıyorum. Benim gönlümde daha dengeli bir siyasal yapı var. Her demokrasinin dengeye ihtiyacı var. Türkiye’deki siyasal yapıda bir yenilemenin olacağını tahmin ediyorum. Bu ekonomi için de çok olumlu olabilir.

Hedefimiz, dengeli, demokratik, dinle devlet işlerini karıştırmayan, Avrupa değerlerine ve evrensel insan haklarına bağlı ve kendi içinde birbiriyle kavga etmeyen bir ülke olduğumuzu anlatabilmek olmalı. Siyasal yarışma ölçülü olmalı. Burada sorumluluk sadece bir tarafta değil. Genel üslupta sorun var.

 

Cansu Çamlıbel’in söyleşisi