KCK: Tek yol demokrasi güçlerinin bir araya gelerek mücadeleyi yükseltmesi

 

KCK Yürütme Konseyi Eş Başkanlığı, TSK’nın Irak’ın kuzeyindeki PKK kamplarına yönelik hava saldırısına ilişkin ilk açıklamasında tüm demokrasi güçlerine bir araya gelerek ittifakları genişletme ve mücadeleyi yükseltme çağrısında bulundu.

kckaciklama

Hava saldırıları topyekun bir savaşa dönüştürdü

Örgüte yakın Fırat Haber Ajansı’nın (ANF) aktardığı yazılı açıklamada, PKK lideri Abdullah Öcalan’ı ağır tecrit altında tutarak ateşkesi fiili olarak bitiren devletin son hava saldırısıyla ateşkesi resmen bitirdiğini tüm dünyaya duyurduğu kaydedildi.

Çözüm sürecinin devam ettiği son üç yıl içerisinde çatışmasızlığın sadece PKK tarafından uygulanan tek taraflı bir durum haline geldiği savunulan açıklama şöyle devam etti: “Son aylardaki ve haftalardaki söylem ve tutumlarıyla bizim büyük bir sabırla tek taraflı yürüttüğümüz çatışmasızlığı da anlamsız hale getirmişti. Bu açıdan son hava saldırıları ve yapılan yaygın tutuklamalarla uzun süredir sürdürdüğü saldırı politikaları yeni bir aşamaya vardırılmış ve topyekun bir savaşa dönüştürülmüştür.”

Seçim öncesi kararlaştırılmıştı

KCK açıklamasında son hava saldırıları, ‘ABD ile Türkiye arasında kurulan ilişkiler ve Suruç katliamına yönelik tepkilerin olduğu bir dönemde gelişmesine karşın, Tayyip Erdoğan ve AKP hükümetinin seçim öncesi kararlaştırdığı politikaların tümüyle pratiğe sokulması’ olarak nitelendirildi.

AKP hükümetinin seçim öncesinde  sokağa sıkıyönetim getireceği eleştirilerinin hedefindeki İç Güvenlik Paketi’ni hazırlayıp buna uygun gerilim politikası izlediği savunulan açıklamada şu ifadeler yer aldı: “İç ve dış tehdit algısı yaratma çabaları ve seçim öncesi yarattığı gerilim ile bu sorunlar ancak güçlü başkanlık sistemi ile çözülür propagandası yapıp 7 Haziran seçimlerini kazanmak istemiştir. Ancak Önder Apo da Dolmabahçe mutabakatını sağlatarak başkanlık sistemi ve hegeominik otoriter bir rejime karşı demokratikleşmiş Türkiye temelinde sorunları çözme projesini Türkiye halklarının önüne koymuştur.”

AKP’nin gerilim ve çatışmayla seçimi kazanma girişiminin ters teptiğini ve 13 yıllık tek başına iktidarını kaybettiğini vurgulayan KCK, seçim sonuçlarının ‘Kürt sorunu başta olmak üzere temel sorunlarının çözümü temelinde Türkiye’nin demokratikleşmesi yönünde’ olduğuna dikkat çekti.

Açıkça bir savaş ilanı

7 Haziran’da çıkan bu mesaja karşın, “Seçim sonrası demokrasi güçleri demokrasi bloğunu daha da genişletip demokratikleşme ve Kürt sorunu başta olmak üzere tüm sorunları çözme politikasını Türkiye’nin gündemine koymaları gerekirken, bu yapılamamıştır” denilen açıklamada, bu sayede Erdoğan ve ekibinin yeniden gerilim politikası izleyerek erken seçimi hedeflediği vurgulandı.

Erdoğan ve ekibinin, AKP’nin 13 yıllık tek başına iktidarına son veren ve başkanlık yolunu kapatan seçim sonuçlarını hiçbir biçimde kabul etmediği ve tersine çevirmek için harekete geçtiği kaydedilen açıklama şöyle devam etti: “Suruç katliamını planlayıp ya da istihbarat örgütleriyle bu katliama yol verilerek bu plan uygulamaya konulmuştur. Daha Suruç katliamından önce Bülent Arınç’ın “terör örgütünü zor günler bekliyor; büyük darbeler vuracağız” demesi, bu politikanın açıkça dillendirilmesiydi. Bülent Arınç, Türkiye’de neler yaşanacağını önceden haber vermiştir. Hava saldırıları ve yoğun tutuklamalar açıkça bir savaş ilanıdır.”

Silah bırakma en son gündeme gelecek konu

Erdoğan’ın ‘Ya silah bırakacaklar ya da sonucuna katlanacaklar’ sözlerine dikkat çekilen açıklamada, “Kürt sorunu gibi kırk yıldır savaşın sürdüğü anlaşmazlık ve çatışma alanlarında sorunların çözümünde silahların durumunun ne olacağı en son gündeme gelecek konudur” denildi.

Bu yaklaşımı ‘Arabayı atın önüne koymak’ olarak değerlendiren KCK, Erdoğan ve ekibinin izlediği politikanın 1990’lı yılların Çiller, Doğan Güreş ve Mehmet Ağar’ın izlediği politikaların ve söylemlerin tekrarı olduğunu öne sürdü.

Suruç katliamının, ABD ve Batı ile yaşanan gerilimi gidermenin ve ABD ile uzlaşmanın bir aracı olarak gündeme geldiği kaydedilen KCK açıklamasında “Suruç katliamı şimdiye kadar ABD ve Batı ile yaşanan gerilimi gidermenin ve ABD ile uzlaşmanın bir aracı olarak gündeme gelmiştir. MİT Müsteşarının Suriye’den birkaç top atışı yaptırırım ve Suriye’ye giriş ortamını hazırlarım sözünün pratiğe geçirilmesi gerçekleşmiştir. Suruç katliamına bunun için yol verilmiş ve bu katliam üzerinden ABD ile belli uzlaşmalar yoluna gidilmiştir” ifadeleri yer aldı.

AKP’den sağduyu beklemek safdillik

Erdoğan ve AKP hükümetinin seçime hazırlandığı ve kazanmak için halkları kurban etme politikası izlediğini savunan KCK, “Kuşkusuz Tayyip Erdoğan ve ekibinin böyle bir politikası vardır. Halklarımıza ve demokrasi güçlerine karşı savaş açmıştır. Halklarımız bu kapsamlı savaş karşısında teslim olacak değildir. Zayıf ve güçsüz duruma düşen AKP hükümeti halklarımızın mücadelesi karşısında kesinlikle başarısızlığa uğrayacaktır” dedi.

‘Teröre sırtını dayayanlar ve destek olanlar da bedelini ödeyecektir’ denilerek HDP’nin hedef haline getirildiği ve saldırının topyekun demokrasi güçlerine yönelik olduğu dile getirilen açıklamada, “Bu durum karşısında AKP’den sağduyu beklemek ya da bundan vazgeçmesini istemek safdillikten öte başka bir anlam taşımayacaktır” denildi.

Demokrasi güçlerinin mücadelesi yükseltilmeli

Şu anda yapılması gerekenin, demokrasi güçlerinin bir araya gelerek ittifaklarını genişletip özgürlük mücadelesini yükseltmek olduğu vurgulanan KCK açıklaması şöyle devam etti: “II. Dünya Savaşında faşizme karşı “Geçemeyecekler” sloganıyla demokrasi güçlerinin ayağa kalkarak direnişe geçmesi gibi demokratikleşme ve köklü barış sloganıyla demokrasi güçlerinin mücadelesi yükseltilmelidir. Kuşkusuz soyut ve politik hedefi olmayan barış söylemi yerine, demokratikleşme, Kürt sorununun çözümü ve kalıcı barış sloganının esas alınması mücadeleyi demokratikleşme ve tüm sorunların çözümünü sağlatan düzeye kavuşturacaktır. Bu temelde Türkiye’nin demokratikleşmesi ve tüm sorunların çözümünü sağlatmak hedef alınmalıdır.”

‘Sıra bize geldiğinde beni savunacak kimse kalmadı’ dememek için

Tüm demokrasi güçlerinin Kürt Özgürlük Hareketi’yle birlikte ve birbirini tamamlayan mücadele içine girmesinin Erdoğan ve ekibine karşı başarının  anahtarı ve güvencesi olacağı belirtilen KCK açıklaması şu cümlelerle sonlandı: “II. Dünya Savaşında bir papazın “Sıra bize geldiğinde beni savunacak kimse kalmadı” demesi durumuyla karşılaşmamak için yapılması gereken budur. Bu temelde halklarımızı ve demokrasi güçlerini hiç gecikmeden derhal mücadeleyi yükseltmeye çağırıyoruz.”