Hepimizin fark ettiği üzere Gazze’de yaşanan ve bugün hâlâ tüm şiddetiyle devam eden soykırım savaşı, en çarpıcı haliyle bize hangi dilin eskidiğini gösterdi. Düne kadar ‘demokrasi’, ‘insan hakları’, ‘özgürlükler’ gibi kavramların arkasına sığınanlar, bariz bir kasaplık karşısında doğrudan ya da dolaylı olarak katilin arkasında hazır ola geçmekten çekinmediler.
Kendilerine ‘sosyal demokrat’ diyen hükümetlerin ezici çoğunluğu, tıpkı Ukrayna savaşında olduğu gibi çözümü daha fazla askeri yığınakta gördü. Tel Aviv, burjuva-liberal hukukun kendi kurallarıyla alay ederek akla hayale gelebilecek her savaş suçunu göstere göstere işlerken, silah sevkiyatı başta olmak üzere ABD ve onun küçük ortakları desteğini bir an olsun esirgemedi. Dünya nüfusunun ezici çoğunluğunun açık tepkisine rağmen İsrail’e uluslararası meşruiyet halesi biçildi. Görünürde dile getirilen ‘kınamalar’ hatta atışmalar ne soykırıma askeri desteği ne de örtülü ticareti engelledi.
Üstelik bunu gündelik siyasi dengelerle de açıklayamayız. 7 Ekim 2023’den bu yana başta ABD olmak üzere pek çok ülkede hükümet bir partiden öbürüne geçti. Seçimler çoğu ülkede sözde ‘büyük’ değişimler yaşattı. Ancak alanda yaşanan tek gerçek değişim ‘burjuva-liberal’ ambalajlara ihtiyacın azalması oldu.