Erken seçimlerin ilan edilmesi ile adayların kampanyalarının başlaması arasındaki sürenin darlığı, pek çok farklı ayrıntının seçmen tarafından gözden kaçmasına yol açmakta. Bir günde 3-4 farklı ilde yapılabilen mitinglerin takibi, basının muhalefet adaylarına olan açık sansürüyle birleşince sürecin herhangi bir şekilde takibi iyice zorlaşıyor.
24 Haziran normal bir seçimmiş gibi hayata devam edersek, Einstein’ın dediği gibi, 'aynı şeyleri yaparak farklı sonuçlar bekleyen aptallar'dan ne farkımız kalır?
Belge de dahil hepimizin vicdanı bazı anlarda ya da meselelerde kararabilir, hataya, günaha düşebiliriz. Tabii Belge’nin durumunu ağırlaştıran tam da 'birilerinin vicdanı olarak görülmesi', kanaat önderi kimliğidir, o ayrı… Ama sonuçta olması gereken herhalde herkesin kendi vicdanının yükünü taşımayı bilmesi, ideolojik-politik aidiyetlerimizin ötesinde ortak bir vicdan tahayyülü için çalışacak cesareti göstermesidir.
Erdoğan Türkiye’yi 2019 seçimlerine savaş atmosferi içinde sokmak istiyor. Gençlerimizin cenazelerinin yaratacağı öfke ve ırkçılık iklimi içinde tek adam rejimini Kürt düşmanlığı ve militarizm ittifakıyla kurabileceğini öngörüyor.
Şimdi “Biz üç kuruş kazanmak için memleketin bekasını tehlikeye atmayız” diyen hala varsa, kendi vahim yanlışları nedeniyle karşı karşıya kaldıkları kendi beka sorunlarını Türkiye ile karıştırmamaları gerektiğini anlatmanın tam zamanı.
Radikalizm üzerine araştırmalarıyla tanınan Hollandalı siyaset bilimci Cas Mudde, aşırı sağcı Almanya için Alternatif’in (AfD) Alman parlamentosuna girmesinin sebeplerini ve bundan sonra ne olacağını Guardian’a yazdı.
Umuyorum ki MEB ortak akıldan beslenen, pedagojik zemini güçlü, eşitlik ve sosyal adalet hassasiyeti yüksek ve ortaöğretimde kapsamlı bir dönüşümle desteklenmesi planlanan bir çözüm önerisi hazırlar.
Türkiye’nin şu anki meselesi Kürt meselesinden öte daha iyi yönetim imkanı tanıyacak bir yapıyı kurma meselesidir. Toplumumuzun bugün için esas gündemi bu olmalıdır.
Herkesin bizi kıskandığı (!) bu dönemde altını tekrar çizmek gereken husus, piyasa yatırımcılarının kısa vadeli risklere demokratik standartlarda yaşanan erozyon veya otoriterleşmeye göre daha hassas yaklaştığı gerçeği.