Kâğıt üretimi için gerçekten endüstriyel amaçlı ormanlar mı kullanılıyor?

Bu sorunun cevabı maalesef oldukça tartışmalı. Endüstriyel ya da doğal, bir kişi bir yılda 7 ağacın kesilmesine sebep oluyor. Ancak bunu birlikte değiştirebilmek mümkün.

Kâğıt, bilginin daha kolay aktarılmasını sağlayarak, insanlığın ve medeniyetimizin gelişmesinde büyük yardımcımız oldu ancak geldiğimiz noktada gezegenimizin geleceği için kendisiyle vedalaşmamız gerekiyor. Çünkü fütursuzca kullandığımız kaynakların erken tüketimi her geçen gün daha fazla ormansızlaşmaya neden oluyor. Hammaddesi ağaç olan kağıdın üretim aşamalarında ekosistem için oldukça önemli olan ormanlarda, geri döndürülemez tahribatlar oluşuyor. Buna ek olarak, kâğıt üretimi için kullanılan su, su kaynaklarının tükenmesine ve kirlenmesine de neden oluyor. Tüm bunlardan dolayı, hem de elimizde ‘dijitalleşme’ gibi bir seçenek varken durumu tersine çevirmek için harekete geçmeliyiz.

Dünyada her yıl 400 milyon metrik tondan fazla kâğıt ve karton üretiliyor. Özellikle son yıllarda online alışveriş alışkanlıklarının yaygınlaşması nedeniyle ambalaj kağıdı ve karton tüketimi gün geçtikçe artıyor. ABD geçmişte kâğıt üretiminde başı çekerken son yıllarda ülkede düşen kâğıt tüketimi nedeniyle birinciliği Çin üstlenmiş durumda ancak gelir bazında baktığımızda dünyanın en büyük kâğıt üreticisi ABD merkezli International Paper. Bu şirket, 2020 yılında 20 milyar dolardan fazla gelire sahip olduğunu açıkladı. 

ABD’de kişi başına 212.28 kg, Çin’de 75 kg, ülkemizde ise 70 kg kâğıt tüketimi gerçekleşiyor. Ülkemiz kişi başına düşen 70 kilogramlık tüketim oranı ile dünyada en çok kağıt tüketen ülkeler arasında 16. sırada yer alıyor. Yani nüfusumuza ve yüz ölçümümüze bakıldığında tüketimin ne denli yüksek olduğunu anlayabiliyoruz. 

Tüm bu tüketim alışkanlıklarının gezegenimizin kaynaklarını tüketmesi noktasında ise çok ciddi tartışmalar yaşanıyor. Çevrecilerin yıllardır yürüttüğü çalışmalar sayesinde kâğıt endüstrisi uzun yıllar sonra yapay yani endüstriyel ormanları kullanıyor. Ancak bu tam bir çözüm mü ya da bu çözüme ne kadar uyuluyor, durum biraz şaibeli. Çünkü birçok kâğıt üreticisi şirket, tesislerini yaşanan tartışmalar ve yaptırımlar nedeniyle ücretlerin daha düşük ve çevre düzenlemelerine daha az uyulan bölgelere taşırken ormansızlaşma dünyamızın karşı karşıya kaldığı en büyük problemlerden biri olmaya devam ediyor. 

İnsan kaynaklı ve doğal nedenler de dahil olmak üzere pek çok farklı sebepten her yıl milyonlarca hektar ormanlık alan kaybı yaşanıyor. Bu rakam sadece Rusya’da 2020 yılında yaklaşık 5.44 milyon hektardı. Rusya’yı ise orman katliamı haberlerinde sık sık duyduğumuz Brezilya Amazon Ormanları izliyor. 

Peki ormanlar bizim için neden çok önemli?

Ormanlar, karbon emisyonlarının yönetilmesi, hava kalitesinin iyileştirilmesi, sel, toprak kayması gibi doğal felaketlerin önlenmesi ve zengin biyoçeşitlilik için büyük önem taşıyor. Orman bir ekosistemin adı. Yani bir ormanın içerisinde sadece ağaçlar değil, o ekosistem içerisindeki tüm bitki ve hayvanlar da yaşamlarını sürdürebiliyor. Ormanın içinde yer alan ağaçlar, oksijen üretirken sera gazı karbonunu tutuyor, azotu sabitliyor, güneş enerjisini depoluyor ve iklimlerin oluşmasında büyük rol oynuyor. Dolayısıyla ormanların, şu an en büyük problemlerimizden biri olan iklim krizi üzerinde ciddi koruyucu etkisi bulunuyor. Canlı ekosisteminin hayatta kalmaya devam edebilmesi için ormanlarımızı korumak büyük önem taşıyor. 

Kâğıt tüketimi sadece ormanlara zarar vermiyor, su kaynaklarının da tükenmesine sebep oluyor.

Tüm dünyadaki ağaçların yüzde 40’ı kâğıt üretimi için kesilirken, birim başına en fazla su kullanılan sektörlerden olarak da dikkat çekiyor. Ayrıca doğaya bırakılan atık sulardaki kirleticilerin zor ve yavaş ayrışması sebebiyle çevreyi kirleten sektörlerin de başında geliyor. En modern tesislerde bile üretim için 30 ila 50 m3/ton su kullanılırken 1 ton kâğıt üretimi sırasında 1.5 m3 su buharı salınıyor. Bu ciddi oranlar bilinçsizce üretilen ve tüketilen kâğıdın gezegenimize verdiği zararı gözler önüne sermeye yeterli. 

Neyse ki çevreci yaklaşımlar ve sürdürülebilir tüketim alışkanlıklarını benimseyerek bu durumu hafifletmek mümkün!

Özellikle kamu kurumlarında, iş dünyasında, bankacılık, mahkeme ve icra gibi kurumlarda kâğıtkullanımı büyük bir sorun. Yüksek kâğıt kullanımının yanında toner gibi kimyasal malzemelerin kullanımı da artıyor ve bu kağıtların geri dönüşümünü de engelliyor. İngiltere’de yapılan bir araştırma gösteriyor ki; bir ofis çalışanı günde ortalama 45 parça kâğıt kullanıyor ve bunun üçte ikisi atık haline geliyor.

Tüm bu bilgiler ise bize şunu söylüyor: Dijitalleşme şart! 

Kurumlarda gerçekleşecek dijital dönüşümler, yeni çalışma ve iş stratejileri, sürdürülebilir vizyona sahip politikalar büyük önem taşıyor. Sadece belge alışverişinde bulunurken yazdırmak yerine e-posta gibi dijital seçenekleri tercih etmek bile büyük önem taşıyor. Mesela, bankanızdan her ay aldığınız ekstreyi dijital olarak almaya karar vermek, ATM işlemlerinde dekont tercih etmemek gibi basit çözümler, gezegenimiz için büyük sürdürülebilir adımlar olacak.

Çevrimiçi alışveriş yaparken makbuzunuzu e-posta olarak almayı tercih etmek, kitapları elektronik formatta okumaya alışmak, ofislerde çıktı almak yerine belgeleri dijital programlarla göndermek ve almak, banka ekstrenizin ya da kredi kartı faturalarınızın basılı hallerinin gönderimlerini hemen şimdi iptal etmek, illa kâğıt kullanacaksanız bunun dönüştürülebilir bir kağıt olduğundan emin olarak kullanmak ve hemen şimdi atabileceğiniz basit ama etkisi büyük sürdürülebilir adımlar gezegenimizi kurtarmak için harika bir başlangıç noktası olacak.

Tabii ki çevrenize bu bilinci yaymak için evinizde ve iş yerinizde de sürdürülebilir adımları çevrenizdekilerle paylaşmayı, küçücük bir tercihin bile çok şey değiştireceğini unutmayın.

17 maddede Birleşmiş Milletler’in 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Ajandası

Sürdürülebilir hayata adım atın!