Kadri Gürsel: Hükümetin Suriye politikası ulusal güvenliğe en büyük tehdidi oluşturuyor

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Ülke içinde Alevileri dışlar ve yuhalatırken, kültürel kutuplaşma ve ötekileştirme ekseninde iktidar konsolidasyonu yaparken, Suriye’ye yönelik mezhepçi politikaya muhalefetten destek ummak ne tür bir aymazlık, nasıl bir küstahlıktır? Bu Suriye politikası milli olarak nitelenmeyi hak etmiyor. Hem söyler misiniz, hangi ciddi hükümet hayati bir konudaki politikasını istihbarat örgütüne emanet eder, onu bu politikanın ana yürütücüsü konumuna getirir? Zaten yanlış tasarlanmış bir dış politika, istihbaratçının dar zihniyet parametrelerinde ve doğası gereği komplocu olan kültürüyle yürütülürse, başarısızlığın felaketi daha da büyür.

Bu hükümetin öngörülebilir, kurumsal ve laik bir Suriye politikası olsaydı zaten bugünkü gibi ulusal güvenliğimize yönelik, bu denli büyük ve yaşamsal tehditler ile karşı karşıya kalmayacaktık. Türkiye’nin ulusal güvenliğine en vahim tehdit Suriye’nin kendisinden değil, bu iktidarın Suriye politikasının zehirli sonuçlarından kaynaklanıyor. Bu iktidarın gizli ve gayrimeşru siyasi ortaklığının çökmesi sonucu yaşanmakta olan AKP-Cemaat çatışması bütün bu vahamete adeta tüy dikmiştir. Devletin enstrümanları çalışmamakta, ciddi zaaf ortaya çıkmaktadır.

Dolayısıyla bu Suriye politikasının yanlışlarını gösterenlere, iflasın sorumluları ve onların medyasında hasbelkader iş kapmış tetikçi avanesinin edecek tek bir lafı bile olamaz. Haydi başka kapıya!

Kadri Gürsel’in yazısı