Siyasi partiler halkın iradesinin oluşumu için usul dairesinde ellerinden geleni yaparlar. Her türlü propaganda yapar, makul veya aşırı vaatlerde bulunabilirler. Bunlara inanmak, geçmiş deneyimleriyle davranan halkın düşünce ve vicdanına kalmıştır. Bir şekilde kararını vermiş olan halk seçim sandığı başında iradesini beyan ederek, klasik ifadesi ile vatandaşlık görevini ifa eder.
İşte dananın kuyruğunun koptuğu yer burasıdır. Halkın irade beyanı ile seçim sonuçları arasında tam ve doğru yansımanın oluşması esastır, bu yansımanın gerçekleştiği varsayımına dayanır klasik demokrasi. Bu durum, halk mantığı ile seçimlere hile karıştırılmaması ve halkın iradesinin sonuçlara doğru olarak yansıtılabilmesinin ifadesidir. En kısa yoldan söylemek gerekirse, halk demokrasisinin doğru tecelli etmesi seçim güvenliğini gerektirir. Seçime hazırlanan halkımız takdire şayan bir şekilde sandık başlarında güvenlik görevlisi gibi görev almaya kalkmaktadır. Bu davranış en klasik hali ile demokrasinin birinci koşuludur diye yorumlanabilir. Ancak modern devletin ve günümüzün iletişim araçlarının bu denli gelişmişliği karşısında böyle tasarlanan bir sandık güvenliği konusunu biraz utanarak karşılıyorum.