Işığı kısmasaydınız Haldun bey!
I

Ayhan Tinin
Ayhan Tinin
Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi mezunu. ‘Pupa Yelken Koçluk’ ve ‘Söz Gelir Yazı Olur’ kitaplarının yazarı. Yönetim danışmanı, senarist, oyuncu koçu, dramaturg.

Onun adı hep Haldun beydi!

Sanat dünyası, özellikle de tiyatro dünyası ‘usta’ ya da ‘abi’ kavramını çok sever.

Ancak bu deyimler Haldun Dormen için geçerli olmadı.

Duruşu, sanata ve tiyatroya bakışı, giyimi ve tabii o taklit etmesi bile mümkün olmayan tavrı…

Haldun Dormen 97 yaşında.

Yoğun bakıma kaldırıldığı haberini aldığımda düşündüm. Haldun bey niye orada olsun ki?

O kapıların önünde, yoğun bakımda zaman başka türlü akar. Saatler, dakikalar zamanı ölçmekten uzaklaşır. İnsanın içinden türlü cümleler çağlamaya başlar.

Haldun Dormen’in yaşam öyküsü, klasik tiyatro insanı yaşam öykülerine benzemez. Tesadüflerle tiyatroyu seçmiş biri değildir. Bilinçli olarak tiyatronun içine doğmuştur.

Robert College’de başlayan disiplinli düşünme becerisi, Yale’de sahnenin matematiğiyle birleşti. Fakat asıl dönüşümü Türkiye’ye döndüğünde yaşadı ve yaşattı.

Fark etti ki ülkede tiyatro vardı, ama sanki neşesi biraz eksikti. Tiyatroyu ciddiye alan çok insan vardı, ama aynı zamanda sahneye oyun tadında bakan göz fazla yoktu. Ağır metinler vardı sahnede, fakat ritim az bulunuyordu.

Haldun Dormen’in yarattığı kırılım burada ses verdi. Tiyatroyu hayatın içine soktu. Hem de delicesine…

Bir söyleşisinde şöyle diyordu: “Tiyatro sahnede seyirciyle birlikte nefes almaktır. Eğer salon gülmüyorsa ben yanlış bir şey yapıyorumdur.”

Ve bu estetik manifestoyla Dormen Tiyatro’sunu kurdu.

Bir sahne değil, bir insan yetiştirme makinesi, bir değil birden fazla tiyatro kuşağı oyuncularının, sahnesinde yetiştiği bir okuldu…

Dormen’de oyuncu olmak demek, yalnızca bir metni, rolü ezberlemek değildi. Zamana saygı, provaya, ciddiyet, seyirciye sadakat, kendine ve sahneye dürüstlük… Provaya ya da oyuna geç kalmak ahlâki bir suçtu! Rolünü küçümsemek ise affedilmezdi!

Bugün sahnelerde ışıkla barışık duran, hayranlıkla izlediğimiz, sesiyle, bir jestiyle salondan yıkılırcasına alkış alan ve tabii seyirciye yukardan bakmayan hangi oyuncu varsa hayatının bir yerinde Haldun Dormen dokunuşu vardır.

Bir oyuncusunun söylediği gib: “Haldun bey bize tiyatroyu değil, yaşamda bir duruş sahibi olmayı öğretti.”

Haldun beyin yaşamı hep ışıl ışıl, hep imrenilesiydi…

Ancak dramatik kırılmalarını da genellikle büyük alkışlardan sonra yaşadı.

Kapalı gişe oynanan onca matine suare sonrası, büyük başarılar ardından gelen maddi zorluklar…

Sanat ile piyasa arasındaki o ince, acımasız çizgi, büyük çelişki…

Bir sahneyi ayakta tutmak için ödenen bedellerin romantik değil, acı veren tarafı…

Türkiye’de sanat sevilir mi bilmiyorum, ama sanatçı sevilir; belki ünlü olmaya herkes özendiği için… Sanatçıyı severiz, ama onu korumayız.

Tiyatroda sanatçılar alkışla beslenir ama alkış karın doyurmaz.

Haldun Dormen dışardan bakıldığında görülmese de hep bu çelişkiyle yaşadı.

Yılmadı.

Küçülmedi.

Sahneyi hiç terk etmedi.

Fakat başka bir var oluş tavrı vardı onu ayakta tutan.

Genç bir oyuncu korktuğunda, bir prova dağıldığında, o cümleyle gelirdi: “Yaparsın şekerim”.

Öyle bir cümle ki bu; zorlama yok, kibir yok, yalnızca güven var.

Haldun Dormen insana o insanın kendisinden daha çok inanırdı.

Bu nedenle seyircisine güvenmekten hiç vazgeçmedi. Her iflas sonrası yeniden ve yeniden açtı perdelerini… Yeniliklerden hiç vazgeçmedi. Vodvillerin efendisi oldu adeta. Karma Karışık, Kaç Baba Kaç, Papaz Kaçtı… Şan Tiyatrosu’nda efsane müzikaller Hisseli Harikalar Kumpanyası, Şen Sazın Bülbülleri… Onun muhteşem rejisiyle Lüküs Hayat ve Şehir Tiyatroları’nın yeniden doğuşu… Yönettiği Bozuk Düzen filmi…

Haldun Dormen’in sanat yaşamı bu kısa ve hüzünlü yazıya sığmaz ki!

Bugün sanat ve tiyatro dünyasında, fısıltıyla ya da yüksek sesle söylenen tek bir ortak duygu var; minnet…

Çocukluğumdan, ilk gençliğimden bu yana her Dormen oyununu seyrettiğimde, kendimi daha iyi bir insan gibi hissettim.

Hiç öğrencisi olmadan Haldun beyden tiyatroyu öğrendim. Az şey mi?

Keşke yapmasaydınız Haldun bey, sahnenin ışığını kısmasaydınız.