Geçen yıl ABD’de yapay zekâ destekli ses dolandırıcılıklarının yol açtığı ekonomik kaybın 68 milyar dolara ulaştığı tahmin ediliyor.
Silikon Vadisi’nin uzun yıllardır benimsediği yaklaşımın özeti aslında oldukça basit: Önce ürünü piyasaya sür, mümkün olduğunca hızlı büyü, kullanıcıları kazan; sorunlar ortaya çıktığında ise güvenlik önlemlerini artır, sistemi güncelle ve gerekirse özür dile. Yazılım dünyasında bu yaklaşım çoğu zaman inovasyon olarak övülüyor. Ancak konu toplumun güvenliği olduğunda aynı yöntem, milyonlarca insanı gerçek zamanlı bir deneye dönüştürüyor.
68 milyar dolar belki yalnızca ekonomik bir veri gibi görünebilir. Oysa o rakamın içinde kandırılan insanlar, boşaltılan banka hesapları, güvenini kaybeden aileler ve artık telefonda duyduğu sese bile tereddütle yaklaşan milyonlarca kişi var.
Sorun teknoloji değil. Sorun, her yenilikte aynı refleksi göstermemiz.
Önce hayran oluyoruz. Hayatımıza hızla dahil ediyor, sunduğu imkânlara veya keyif kısmına odaklanıyoruz. Ardından ilk büyük zararlar ortaya çıkıyor. Soruşturmalar başlıyor, davalar açılıyor, şirketler güvenlik önlemlerini artırıyor.