Eşitlik, özgürlük, adalet, anti-emperyalizm, barış gibi değerlerimiz, kendi seçmenimizi “yakalamak” için sadece seçim süreçlerinde dillendirilen sloganlar olamaz. Özellikle karar mekanizmalarında bulunanlar bu değerlerle uyumlu siyasi bir pratik izlemezlerse, “objektif” olarak mevcut iktidar ilişkilerinin yeniden ve yeniden üretilmesine hizmet eden, kendi koltuklarını düşünen “aparatlar” ve “klikler” haline dönüşmüşler demektir.
Başlangıçtaki sorunun cevabına bağlayarak sonuçlandıracak olursak; dünyada gidişatın sağ ve otoriterlikten yana olduğunu kabul etsek bile teslim olmayacağız. Ülkemiz özelinde de toplumsal muhalefetin kontrolünü elinde bulunduran bu sahte sola ve teslimiyetçi yaklaşımlara değerlerimizi kurban etmeyip, her siyasi kavşakta ısrarla bunun kavgasını vereceğiz!