Peki, biz elimizden yitip giden cumhuriyetin ardından ağıt mı yakacağız, yoksa halkçı bir siyasetin yollarını mı arayacağız?
Ankara’da, İstanbul’da binlerce insan, umut ve umutsuzluk, güven ve güvensizlik gibi karmaşık duygularla, geçmiş ve gelecek arasında sıkışarak cumhuriyet için yürüdüler. Onların bu karmaşık duygularını bütünlüklü bir siyasi perspektifle umuda ve cesarete dönüştürmek halkçı bir siyaseti birlikte inşa etmek zorundayız. Neo-MC Koalisyonu’nun bizlerden kaçırdığı siyaseti, yerelde de yeni biçimleriyle düşünmek zorundayız. Bir an önce 24 Haziran travmasını geride bırakıp, sermayenin mutluluğunu düşünen iktidar bloğuna karşı tepkileri ve dayanışmayı birlikte örgütlemeliyiz.
Zaman silkinme, umut ve cesaret zamanı!