Okura not:
Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.
Ne yazık ki, son yıllarda, dünyanın en zengin arkeolojik birikimlerinden birine sahip Türkiye’de, turizm adı altında büyük bir tahribat yaşanmaktadır. Türkiye, sanıldığı kadar uzun ve tükenmez kıyılara sahip olmasa da fauna (hayvan örtüsü) ve flora (bitki örtüsü) bakımından son derece zengindir. Ancak, 1980’lerden bu yana lüzumsuz otel kredileri ve kıyı tahsisleri nedeniyle sahiller insanların kullanımına kapatılmıştır. Bu plansız otelleşme ve yapılaşmanın acilen önlenmesi gerekmektedir.
Bu sorunun çözüm yollarından biri, Turizm ve Kültür Bakanlığı’nın birbirinden ayrılmasıdır. Bu iki bakanlığın bir arada bulunması, medeni ve modern bir görünüm sunmamaktadır. İddialı turizm ülkeleri bu iki bakanlığı bir arada tutmaz.
Türkiye, kültür ve turizmi aynı çatı altında başarılı bir şekilde yönetememektedir. Turizm, ayrı bir teşkilat ve bütçeye sahip olmalıdır. Örneğin, Knidos kazı alanında turistik tesisler ya da marina inşası gibi projeler, bu tür çiğliklerin önlenmesi için iki bakanlığın birbirinden ayrılmasını ve birbirlerine müdahale etmemelerini gerektirir.
Bu mesele, bir hükûmet politikası olarak ele alınamaz; kalıcı bir devlet politikası olarak düşünülmelidir. İki bakanlığın ayrılması, gereksiz çatışmaların önüne geçilerek ortak bir anlayışla gerçekleştirilmelidir. Çünkü Türkiye, eşsiz bir ülkedir ve tahrip edilmesi durumunda bu eşsizlik bir daha geri getirilemez.