Siyaset tartışmasının din ve dini merkezli yaşam tarzı üstüne çekilmesi, din istismarcılığı üstünden siyaset yapmanın eski sürümünün yeni versiyonu olarak öne çıkarılması, Erdoğan-AKP iktidarının ülkeyi getirdiği yer ve nedenlerinin tartışılmasını önleme amaçlıdır. Ama bu aynı zamanda Erdoğan’ın tek adam rejiminin, seçime giderken tüm muhalif odakları ve direnç noktası olarak gördükleri kişileri sindirip susturma politikasıyla doğrudan bağlantılıdır da. Ki, burada pratikteki amaç, kazanamayacağı seçimi bir biçimde “götürerek” iktidarda kalma amaçlı seçim stratejisinin bir ayağıdır. Bu tartışmanın siyasetteki yakın amacı da “Altılı Masa”daki Gelecek ve Saadet Partilerinin yumuşak karınlarına oynamak, orada bir bölünme yaratmaktır.
Bütün bu gelişmeler içinde son dört gün içinde, AKP ve MHP’nin seçim için teyakkuza geçmesi;
Salı günü Erdoğan’ın AKP yönetimini apar topar toplantıya çağırması ve seçim hazırlıklarının konuşulduğunun açıklanması, Çarşamba günü Bahçeli’nin partisinin yönetimine, normal seçime henüz 10 ay varken “Seçim bildirgesinin hazırlanması” direktifi vermesi, AKP’nin Diyanetin din görevlilerinin seçim döneminde sahaya çıkması için Diyanetle toplantı yaptığı haberlerinin çıkması,AKP sözcülerinin seçim zamanında olacak diye vurgulu açıklamalar yapması, Erdoğan ve Bahçeli’nin, eğer eylülde beklentileri az çok karşılayan gelişmeler olursa, kasım ayında bir “erken seçim” için harekete geçtiklerinin işareti olarak görmek hiç de abartı olmaz.