Okura not:
Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.
Ellerindeki tüm medya gücü ve devlet olanaklarıyla oluşturulmaya çalışılan algıya rağmen tek adam rejiminin dış politikası çuvallıyor. İstanbul Belediyesi üzerinden gerçekleştirilen 19 Mart operasyonun gölgesinde kalan birkaç günde iki önemli dış politik gelişme bu durumu bir kez daha gösterdi.
İsrail, Türkiye’nin Suriye’de istediği üssü vurdu. İsrail 3 Nisan’da Suriye’de Türkiye’nin İHA/SİHA konuşlandırmak istediği iddia edilen Hama’daki T4 hava üssünü bombaladı. İsrail basını saldırının Ankara’ya “Suriye’de üs kurma ve İsrail’in faaliyetlerine karışma” mesajı olduğunu yazdı. Orta Asya Türk Devletleri Güney Kıbrıs’ı tanıdı. Semerkant’ta birincisi düzenlenen AB-Orta Asya Zirvesi’nde Kazakistan, Özbekistan ve Türkmenistan Güney Kıbrıs’ı resmen tanıma kararı aldı. Her üç ülke de büyükelçi atadı.
Yeni Osmanlıcı rejim Suriye’de Esad yönetiminin gitmesinde pay sahibi olsa da istediğini alabilmiş değil. Suriye sahasını parselleyen İsrail-ABD ittifakı, ne Türkiye’ye ne de başka bir ülkeye burada “nüfuz alanı” tanımıyor. Ankara’nın HTŞ lideri Colani ile yakın temasına karşın büyük güç merkezlerinin varlığı, bu ilişkinin sınırlarını belirliyor. Trump, Cihatçıların Şam’ı ele geçirmesinin ardından “Suriye’nin anahtarı Türkiye’nin elinde” sözleriyle Ankara’nın gönlünü okşasa da, pratikte kendi planlarını dayatıyor.