İktidar partisi ile çekirdek tabanı arasındaki “dil ve gönül birliği” dışarıdan bakıldığında kolay anlaşılabilecek bir mekanizma değil.
Ülkeyi yönetme sorumluluğunu üstlenmiş olan siyasi kadroların hatalarını kolay kolay görmek istemeyen, gördüklerini de düşman güçlerin günah hanesine yazabilen bu kitleye fon vurgununun en büyük mağdurunun yine her zamanki gibi iktidar partisi olduğu görüşünü kabul ettirmenin zor olmayacağı düşünülüyor olsa gerek.
Yalnız, bu sefer mızrak çuvala kolayca sığacak gibi görünmüyor. Ortaya çıkan skandalın boyutları fazla büyük. Üstelik karşımızdaki tabloda tabanla tavan arasındaki mesafe her zamankinden daha açık: Bir yanda büyük bölümü açlık sınırının altındaki maaşlarla geçinmeye çalışan parti tabanı, öbür yanda “parayla oynayan” parti elitleri…
Tahammül edilmesi eskisinden daha zor hale gelmiş olan bir çelişki.
Aslında tabanın ve tavanın yaşadıkları hayata ayrı ayrı baktığınızda adeta iki ayrı dünya görüyorsunuz. Bu iki dünya arasındaki mesafe son zamanlarda giderek daha fazla büyüyor.
Kendi seçmen tabanı da dahil olmak üzere toplumun geniş kesimleriyle empati yapamaz hale gelmiş olan bir parti eliti var.
Şimdi bu fon vurgunu hikayesi aradaki bağı iyice zayıflatacak bir kapasite taşıyor.
Demek ki iktidar partisinin bu hengamede ilk önce çekirdek tabanını konsolide etmeye yönelme ihtiyacı duyması boşuna değil. Derdini onlara da anlatamazsa hiç kimseye anlatamayacağını biliyor.