Verilere iyi bakın. Faizin düşük kaldığı yıllarda sanayi üretimi adeta yerinde saymış. Sakın buradan yüksek faiz sanayi için iyidir anlamı çıkarmayın.
Demek ki, üretim için ana belirleyici olan faiz değilmiş. Ama tüketim için faiz çok önemli. Mesela 2013 yılına bakın. Faiz %5,84 oluyor, üretim artışı %3,05’de kalıyor ama GSYH tam %8,49 artıyor.
Ve cari açık 63 milyar 621 milyon dolara ulaşıyor. Demek ki, düşük faiz ülkemizde üretim yerine asıl cari açığı patlatıyor. Bu denklemi biz kurduk. Üretimi beslemiyoruz ama düşük faizle derhal tüketimi canlandırıyoruz. Bu tüketim ise elbette yerli malı haftası olarak yansımıyor: ‘Şer güçlerin’ ürettiği malları düşük faizle hane halkını borçlandırarak teşvik ediyoruz.
Hani , ‘Bir ekonomik tetikçi’ ne ister derler ya, cevap aslında hazır: Üretimi artmayan, tüketimi canlanan, dışarıdan borçlanan ve bu borç para ile yabancıların mallarını satın alan ülke…
Bizim sorunumuz tüm ekonomik sistemi elden geçirerek şişme-büyüme yerine ekonomik gelişme ve kalkınmaya odaklanmaktır. Bu yolda ise faiz sadece bir detaydır. Umarım anlatabildim…