Sokaktaki vatandaşın doğrudan dövizle çok fazla işi olmaz. Hatta çoğu zaman döviz borcu da olmaz. İster 50 dolar olsun, ister 100 dolar olsun sokaktaki vatandaşın döviz varlığı bile daha yüksektir. Kur artışına üzülmeyi bırakın, sevinenler bile olabilir.
Aslında faizde de durum aynıdır. Sokaktaki vatandaş eğer kredi kullanmış ise sabit faizli tüketici kredisidir. Artan faizler karşısında, avantaj bile elde etmiş olabilir.
Ama büyük sorun sayıları çok daha az olan girişimcidedir. İş insanları bugün döviz ve faiz yükünü nasıl karşılayacaklarını hesaplıyor. Bu hesabın içine süreç devam ederse “Kaç işçi çıkarmam gerek” sorusu da elbette girecektir.
İşte o zaman kur-faiz gibi “Bize ne, dolarsa dolsun” düşüncesi hepimizi vuracaktır. “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın” anlayışı aynı gemide yol alan herkese zarar veriyor.
Türkiye, genç nüfus yapısı ile tarihi bir demografik fırsat eşiğindedir. Bugün keşke riskler yerine fırsatları konuşacak bir ortamda olsaydık.