İBB davası | Yazılım mühendisi Iraz Bayrak: Üç ayrı mülakata katıldım

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) odaklı ‘yolsuzluk’ davası devam ediyor.

İBB’de yazılım mühendisi olarak çalışan tutuklu sanık Iraz Bayrak, savunmasında şunları söyledi: “Hakkımda, ‘Naim Erol Özgüner tarafından işe aldırıldığı’ yönünde bir iddia bulunmaktadır ve bu iddianın, örgüt üyeliği isnadına dayanak oluşturmak amacıyla kurgulandığını düşünüyorum.”

Iraz Bayrak. Fotoğraf: LinkedIn

9 Mart’ta başlayan davada 407 kişi yargılanıyor. Duruşma, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nun (Silivri Cezaevi) karşısındaki salonda görülüyor.

Yargılamayı İstanbul 40’ıncı Ağır Ceza Mahkemesi yürütüyor. Tutuklu sayısı şu an İmamoğlu dahil 84.

26 yaşındaki Iraz Bayrak, İBB davasında ‘İstanbul Senin’ uygulaması üzerinden kişisel verileri aykırı şekilde elde etmek suçlamasıyla yargılanıyor.

Gazeteci Fatoş Erdoğan’ın aktardığına göre Bayrak kendini şu sözlerle savundu:

*Öncelikle şunu ifade etmek istiyorum; geçtiğimiz hafta ailelerine kavuşan arkadaşlarım adına gerçekten çok mutluyum. Ancak kendi adıma, hâlâ aileme kavuşamamış olmanın üzüntüsünü yaşıyorum. Daha önce de belirttiğim gibi, burada söyleyeceklerimin anlaşılmaması yönünde bir kaygı taşıyorum. Çünkü ben burada anlatacağım hususların tamamını daha önce emniyette, savcılıkta, itiraz dilekçelerimde ve önceki beyanlarımda defalarca ifade ettim.

*Buna rağmen, altı aydır tutuklu olmam sebebiyle hâlâ anlaşılmadığımı düşünüyorum. Bu nedenle, bugün mümkün olan en sade, en açık ve somut örneklerle anlatmaya çalışacağım. Her birinize ve Sayın Savcıya da birer dosya sundum. Bu dosyaların içinde uygulamaya ait tasarım ekranları bulunmaktadır. Anlatımımı bu materyaller üzerinden yapacağım.

*Öncelikle kendimi kısaca tanıtmak istiyorum; çünkü beni tanımanızın, anlatacaklarımı daha doğru değerlendirmenize katkı sağlayacağını düşünüyorum. 1999 doğumluyum ve bir öğretmen çocuğuyum. Annem burada, başından beri süreci takip ediyor. Kendisi öğrencileri tarafından örnek alınan, yardımsever bir öğretmendir. Bu nedenle ben de küçük yaşlardan itibaren sorumluluk duygusu yüksek, insanlara faydalı olmayı önemseyen bir ortamda büyüdüm.

*İnsanların hayatına dokunmak, onlara katkı sağlamak benim için zamanla bir hedef haline geldi. 2017 yılında İstanbul’a geldim ve Beykent Üniversitesi Yazılım Mühendisliği bölümünü kazandım. Üniversite hayatım boyunca sosyal sorumluluk faaliyetlerine aktif olarak katıldım. Fakülte ziyaretleri, köy okullarında düzenlenen atölyeler, kanserli çocuklar için etkinlikler gibi birçok çalışmada yer aldım. Eğitimim teknik bir alanda olmasına rağmen sosyal yönüm her zaman güçlüydü. Bu iki alanı birleştirebilmek adına iş analistliği alanına yöneldim ve üniversitedeki çalışmalarımı da bu doğrultuda şekillendirdim. 2021 yılında mezun oldum ve iş arama sürecine girdim.

*Bu dönemde özel sektörde çeşitli görüşmeler yaptım ve süreçler olumlu ilerliyordu. Açıkçası kamuda çalışmak gibi bir planım ya da hedefim yoktu. Bu süreçte üniversiteden bölüm başkanım aracılığıyla bir öneri aldım. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde iş analisti pozisyonu için bir ihtiyaç olduğunu ve benim de bu pozisyona uygun olabileceğimi ilettiler. Bunun üzerine başvuru yaptım. Başvuru sürecim tamamen resmi ve çok aşamalı ilerledi.

*İnsan kaynakları sürecinde Hande hanımla, ardından ilgili birim yöneticileriyle ve sonrasında teknik ekip ile olmak üzere toplam üç ayrı mülakata katıldım. Tüm bu aşamaları başarıyla tamamladıktan sonra, 23 Eylül 2021 tarihinde İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde Analiz ve Test Grubu’nda iş analisti olarak göreve başladım. Tutuklandığım tarihe kadar da aynı ekipte, aynı görevde çalışmaya devam ettim. Yaklaşık dört yıldır bu kurumda çalışan bir personelim.

*Bunu anlatma sebebim hayat hikâyemi paylaşmak değil. Hakkımda, ‘Naim Erol Özgüner tarafından işe aldırıldığı’ yönünde bir iddia bulunmaktadır ve bu iddianın, örgüt üyeliği isnadına dayanak oluşturmak amacıyla kurgulandığını düşünüyorum. İddianameyi defalarca okudum. Naim Erol Özgüner’in beyanlarını ve diğer tanık ifadelerini inceledim. Ancak hiçbirinde, beni işe aldırdığına dair somut, gerekçeli veya doğrulanabilir bir ifade yer almamaktadır. Çünkü böyle bir durum gerçekte yoktur.

*Ben işe başlamadan önce kendisini tanımıyordum. İşe başladıktan sonra da herhangi bir yakınlığım veya birebir ilişkim olmamıştır. Sadece, daire başkanlığı döneminde üç ayda bir yapılan genel personel toplantılarında kendisini uzaktan görmüşlüğüm vardır. Bunun dışında bir tanışıklığım bulunmamaktadır.

*Dolayısıyla, bu iddia tamamen asılsız ve dayanaksızdır. Sürecin başından itibaren yaşanan bu yanlış değerlendirmelerin, hem benim belediyede çalışma sürecimin hem de kişisel durumumun doğru anlaşılmasını engellediğini düşünüyorum. Bu nedenle, tüm bu hususları açıkça ifade etme gereği duydum.

* Bir diğer iddia, projenin Sayın Ekrem İmamoğlu tarafından tanıtıldığı ve kullanımının zorunlu hale getirildiğidir.

* Bu iddia da gerçeği yansıtmamaktadır.

* Söz konusu proje yalnızca İBB personelinin kullanımı için tasarlanmış, ancak hiçbir zaman hayata geçirilmemiştir.

* Personel dahi bu uygulamayı kullanmamıştır. Dolayısıyla kamuoyuna tanıtılması veya kullanımının zorunlu hale getirilmesi fiilen mümkün değildir.

* Hatta şunu açıkça ifade edebilirim: Bu proje ilk kez burada, bu anlatımla birlikte detaylı şekilde ortaya konulmaktadır. Daha önce herhangi bir tanıtımı yapılmamıştır.

* İBB Hanem uygulamasının tanıtımı bugün ilk defa size yapıldı hakim bey.

Gazeteci Gülşah İnce’nin aktardığına göre Iraz Bayrak veri sızıntısı iddiası için de şunları dedi:

*İBB’nin tüm projelerinde KVKK onayı var. Bunu nereden biliyorum, hepsinden onay alınıyor. Veri deniyor ama benim üzerimde şu an siyah bir ceketin olması da bir veri. Ben ayrıca güvenlik taraması talebinde de bulundum. Siber güvenlik ekibinden bir sistem açığı olmadığına dair bir dönüş de geliyor.

Gazeteci Furkan Karabay’ın aktardığına göre Bayrak, İstanbul Senin projesinde hiç çalışmadığını söyledi:

“Ben İstanbul Senin projesinde hiç çalışmadım. Projede yokum. Belediyeye girişim 2021. Yokum ben İstanbul Senin’in içerisinde. Bunu çok net bir şekilde söylüyorum. Benden İstanbul Senin uygulamasında yönetici diye bahsediliyor iddianamede. Veriye erişimim yok, projede hiç çalışmadım, adım dahi geçmiyor ama ben projede yer alıp verileri yurt dışına aktarmakla suçlanıyorum.”

Gazeteci Murat Ağırel’in aktardığına göre avukat Mehmet Burak Arıcı müvekkili Iraz Bayrak’ı 31 Mart’ta şu sözlerle savunmuştu:

*İddianamede müvekkilin ‘CHP’den hukuka aykırı veri temin ettiği’ iddia ediliyor. Dosyada müvekkilin CHP’den veri temin ettiğine dair ne bir beyan, ne bir tanık, ne bir ifade ne de bir delil vardır. USOM teknik raporu dahi bu konudan bahsetmemektedir; ancak iddianameye böyle bir cümle eklenmiştir. Müvekkilin herhangi bir siyasi partiyle bağlantısı yoktur.

*Müvekkilin Naim Erol Özgüner tarafından işe aldırıldığını iddia ederek, bir başka sanıkla birleştirip örgütlülük kurgusu yapmak istemektedir. Naim Erol Özgüner tarafından müvekkil işe aldırılmamıştır; buna dair hiçbir kanıt veya ifade yoktur. Aksine bizim kanıtımız vardır. Bu konuyu dilekçelerimde ilettim ancak sabah saatlerinde tekrar önünüze gelmesi için sundum.

*Üniversitedeki hocası Zeynep Altan’a müvekkilin annesi e-posta atıyor: ‘Hocam, kızım altı aydır Silivri’de, işe başka bir tanık tarafından aldırıldığı iddia ediliyor, bu konuda ne diyeceksiniz?’ diye soruyor. Hocanın cevabı ektedir ve çok nettir: ‘Iraz, benim önerimle İBB ve bilişim alanında başvuru yapmış, CV göndererek kabul almış pek çok Beykent Üniversitesi Yazılım Mühendisliği mezunumuzdan sadece birisidir’.

*Müvekkili sanki bir yetkinliği yokmuş da bir hiyerarşi içerisinde işe yerleştirilmiş gibi göstermek hakikate aykırıdır. Iraz, hocasının tavsiyesiyle CV’sini göndermiş, uzun bir mülakat sürecini başarıyla tamamlayıp çalışmaya başlamıştır. İstanbul Senin uygulaması üzerinden yurt dışına veri sızdırılması iddiasına gelince; meslektaşım çok güzel anlattı. Ortada böyle bir iddia var ama ‘İstanbul Senin’ projesinde çalışan bir Iraz Bayrak yok. Konunun Iraz ile ilgisi olmamasına rağmen, sanki varmış gibi bir suç isnat edilmiştir.

*Iraz Bayrak işe Eylül 2021’de girmiştir, oysa ‘İstanbul Senin’ süreci 2019’a dayanmaktadır. İBB Hanem ve ‘İstanbul Senin’ uygulamaları kasten birbirine geçirilerek anlaması zorlaştırılmış hem örgütlülük hem kişisel veri açısından müvekkilin haksız tutuklanmasına sebebiyet verilmiştir. Vurgulayacağım en önemli ve son nokta; iddianamede ısrarlı bir şekilde sunulan ‘İBB Hanem Yönetici Listesi’dir. Bu liste, müvekkilin işi gereği kullandığı bir ‘test kullanıcısı’ listesidir. Bazı gerçek, bazı sanal isimler vardır ve bu gerçek isimler ‘yönetici’ diye iddianameye eklenmiştir. Bu durum absürttür ve gerçeğe saldırı niteliğindedir.

*Fotoğrafa yakından bakıldığında zaten test kullanıcıları olduğu açıkça görülmektedir. Müvekkilin isminin altında ‘Irak Test’, ‘Irak 1 Test’ gibi isimlerin yanında ‘Resmiye Yumruğu’ ismi yazmaktadır. Resmiye Yumruğu bugün Gemlik’te yaşayan, 82 yaşında bir hanımefendidir; müvekkilin anneannesidir. Müvekkil, test kullanıcısı için rastgele isim yazması gerektiğinde anneannesinin ismini yazmıştır. Şimdi 82 yaşındaki anneanneyi ‘yönetici’ diye sunmak ne kadar mantıklıdır?

İBB davası | Savcıdan İmamoğlu’na: Haddinizi aşarsanız, haddinizi bildiririz

İBB davası | Erdoğdu: Yemek, su yok; aşağıda soğukta saatlerce bekletiliyoruz

İBB davası | İmamoğlu: Ben buradayım, arkadaşlarımı serbest bırakın