İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) odaklı ‘yolsuzluk’ davası 19’uncu duruşmayla devam ediyor.
Tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu “Hüseyin Gün’ü bu şablonda benim altıma bir örgüt yöneticisi koyup buradan suç örgütü çıkartmak da bir kere daha bu iddianamenin çöp değil, çöpün içinde çürümüş bir çöp olduğunun da beyanıdır” dedi.

9 Mart’ta başlayan davada 407 kişi yargılanıyor. Duruşma, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nun (Silivri Cezaevi) karşısındaki salonda görülüyor.
Yargılamayı İstanbul 40’ıncı Ağır Ceza Mahkemesi yürütüyor. Tutuklu sayısı şu an İmamoğlu dahil 84.
Duruşma, dün (8 Nisan) savunması alınan tutuklu İSTTELKOM AŞ Genel Müdürü Melih Geçek’in çapraz sorgusuyla devam ediyor. Soru sorma hakkını kullanan İmamoğlu ile Geçek arasında geçen konuşmalar gazeteci Gülşah İnce’nin aktardığına göre şöyle:
İmamoğlu: Benim telefonum 25 senedir var, Trabzonspor taraftanının da mesaj attığı bir telefon, geçmiş iş yaşantımdan beri olan… Bu telefon nedeniyle insanlar hapse atıldı… ya bu incelendiyse bir sayfa yazı yazılmaz mı? Soru: Bir cep telefonu incelenmesi bir yıl sürer mi? Hala tek bir kelimenin bile mahkeme heyetinin önüne gelmemesini nasıl yorumlayabilirsin?
Geçek: Ben ekleri de inceledim ama cep telefonu ile ilgili bir detay göremedim. İnceleme talebi yazısı da göremedim.
İmamoğlu: Bir cep telefonu yüzünden bir insanın karakteriyle oynanmış, yalan ifadeler kurgulanmıştır. Haysiyeti, geçmişi ve geleceği zarara uğramıştır. Bunu yöntem olarak belirleyen iddia makamını bir kez daha kınıyorum. Benim cep telefonumun gündemde kalmasını artık sonlandırmanız gerektiğini düşünüyorum.
İmamoğlu: İlk sorum Hüseyin Gün’ü bir toplantıdan dolayı tanıdığını söyledin. Onun dışında bir münasebetin, bir tanışıklığın benimle ilgili bir diyaloğuyla alakalı bir duyumun… Olsa uyarırdın ama duyumun oldu mu? Bu kişiyle bir cep telefonuyla konuşman oldu mu? Bir diyaloğun, bir mesajlaşman, bir yerde karşılaşman oldu mu? Kaldı ki yanlış hatırlamıyorsam o toplantı 2019 seçimlerinden sonra bir toplantı… Casusluk davasından da yargılandığı için oradan da biliyorum. Bunun dışında bir münasebetin oldu mu?
Geçek: Olmadı başkanım. Zaten dediğim gibi biz notunu da vermiştik. Bir daha da… Adam kendi tadını almış… Belki de toplantıda kartvizitini bile vermedim, hatırlamıyorum zaten savunmasında belirtmiş zaten. Ama kendisi de diyor hani Hüseyin Gün de diyor…
‘Buradan suç isnadı çıkartmaya çalışan zihniyet kötü bir zihniyettir’
İmamoğlu: Buradan suç isnadı çıkartmaya çalışan zihniyet kötü bir zihniyettir. Bunun altını çizmek istiyorum tekrar. Hiçbirimizin tanımadığı Hüseyin Gün’ü bu şablonda benim altıma bir örgüt yöneticisi koyup buradan suç örgütü çıkartmak da bir kere daha bu iddianamenin çöp değil, çöpün içinde çürümüş bir çöp olduğunun da beyanıdır.
Necati Özkan: Hem casusluk davası hem de Eylem 13’te aynı konular olduğu için birebir orada benim dikkatimi çekmeyen, bakmadığım Hüseyin Gün ile ilgili bir detay anlattı bana Melih Bey. Hüseyin Gün ve annesi arasında geçen bir bahçe konusu. Bunu biraz açar mısınız?
Geçek: Aslında bu ekte bu sohbet varken Hüseyin Gün nasıl bir örgüt üyesi ve bir yönetici de nasıl böyle bir örgüt de var denilebiliyor, anlamak mümkün değil.
Okumamış olabilirsiniz, çok 250 sayfa iddianamesi var. Zaman buldum okudum…. Şöyle diyor: Necati Bey Fatih Altaylı’ya çıkmış. Annesi yazıyor; “Neco Fatih Altaylı’ya çıktı. Benim bahçe işimi konuştun mu?” diyor. Sarıyer’de anladığım kadarıyla bir bahçesi var, bahçesiyle de ilgili bir sorunu var, onu çözmek istiyor.
Diyor ki Hüseyin Gün de, “Yok” diyor, “Daha diyor içeri bir gireyim” diyor. “Altın vuruş yapacağız” diyor. Hem programı satıcağım hem de “Senin bahçe işini çözeceğim” diyor. Bu adam pazarlamacı, çantacı, kadına da “Senin bahçe işini çözeceğim” diyor. Ve bu adam bizim yöneticimiz! Bütün seçim kampanyasını yönetmiş, bize de yönetici olmuş. Bir de beraber casusluk yapıcaz. Fıkra gibi! Ben yazmadım bunları, kendi yazışmaları.
‘Hüseyin Gün’ konusu nedir?
24 Ekim’de İstanbul başsavcılığı İmamoğlu, TELE1 Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ ve İmamoğlu’nun danışmanı Necati Özkan hakkında ‘casusluk’ soruşturması başlatmıştı.
Başsavcılık 4 Temmuz’da ‘casusluk’ suçlamasıyla tutuklanan Hüseyin Gün’e ait dijital materyallerin incelendiğini bildirmiş, Gün’ün dijital materyallerinde sivil kişilerin ya da şirketlerin temin etmesinin mümkün olmayacağı askeri mühimmat ve silahlara ait fotoğraflara rastlandığı öne sürülmüştü.

Yanardağ sabah gözaltına alınmış, aynı günün akşamı TELE1’e Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’nca (TMSF) kayyım atanmıştı. Dün (25 Ekim) de Yanardağ’ın gözaltı süresi 24 saat uzatılmıştı.
Hüseyin Gün etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanma talebiyle verdiği ifadesinde ‘Piiq’ isimli bir firması olduğunu, bu şirkette eskiden ABD İstihbarat Servisi’nde çalışan Aaron isimli bir ortakla çalıştığını ve ‘İmamoğlu’nun seçim kampanyasına destek’ olduğunu iddia etmişti.
İddianameden
İddianamede yer alan ‘örgüt şeması’nda, İmamoğlu’nun ‘örgüt elebaşı’, tutuklu sanıklar Murat Ongun, Fatih Keleş’le Adem Soytekin ve tutuksuz sanık Ertan Yıldız, başka suçtan tutuklu Hüseyin Gün ve firari sanık Murat Gülibrahimoğlu’nun da ‘örgüt yöneticisi’ öne sürülüyor.
Şemada 10 kişinin İmamoğlu’na doğrudan bağlı olduğu ileri sürülüyor. ‘Örgüt üyeleri’nden 77’sinin Keleş’e, 35’inin Ongun’a, sekizinin Yıldız’a, yedisinin Gün’e, altısının Gülibrahimoğlu’na ve altısının da Soytekin’e bağlı olduğu gösteriliyor.