HSYK’da iki yanlış birden yapılmakta. Bunlardan ilk göze çarpanı, daha üç yıl önce yenilenmiş HSYK’nın şimdi çok farklı bir biçimde yeniden düzenlenmek istenmesi. Yanlış, hukuk kurallarının özellikle de temel düzen ile doğrudan ilgili kuralların sık sık değiştirilmek istenmesi ile ilgilidir ki, bu bir toplumda hukuk güvenliğini ortadan kaldırma tehlikesini de berâberinde getirecektir.
HSYK ile ilgili ikinci yanlış, Avrupa Konseyi ve Avrupa Birliği tarafından da olumlu yaklaşılan 2010-2011 değişikliklerinden sapılarak, yargı üzerinde yürütmenin etkisini güçlendirecek bir değişikliğe yönelinmesi.
Konuyla ilgili yapılan bir diğer yanlış da, HSYK ile ilgili konularda AK ve AB ülkelerinde bir geçerli standardın olmadığı. Bu, doğru değil. Doğru olan, ülkelere göre yargıçların ve savcıların atanma, özlük ve disiplin işleri ve yargının işleyişiyle ilgili kararlar alan farklı organların bulunduğu. Yanlış olan, bu konularla ilgili Avrupa standardının bulunmadığı iddiâsı. Aksine, burada bir standard var: Yargıçlar ve savcılarla ilgili sözü edilen konularda ve yargının işleyişinde karar alma yetkisi bir ‘kurul’da olmalı, bu kurulun çoğunluğu yargıçlardan meydana gelmeli ve kurulun karar mekanizmasında yürütme organı etkili olmamalı.
Standard o kadar belirgin ki, yüzyıllar boyu Lordlar Kamarası başkanının aynı zamanda adâlet bakanı sıfatıyla yargı örgütünün işleyişinde tek söz sâhibi olduğu İngiltere dahi 2005 yılında kabûl ettiği ‘Anayasal Reform Kanunu’yla konuyu bağımsız bir kurula devretmiş bulunmakta. Doğrusu, 1961 Anayasası’nın ilk (1971 askerî müdahalesinden önceki) hâlinde yer alan Yüksek Hâkimler Kurulu (YHK) ve Yüksek Savcılar Kurulu (YSK) düzenlemesini aynen benimsemek.