Hekimlerin meslek tatmini azalıyor: Yarıdan fazlası tükenmişlik hissediyor

Ankara Tabip Odası Hekim Profil Araştırması 2025’e göre hekimlerin önemli bir kısmı, bugün olsa tekrar tıp mesleğini seçmeyeceğini söylüyor. Yarıdan fazlası tükenmişlik hissediyor.

Fotoğraf: Reuters

Genç kuşaklarda, düşük gelir düzeyine sahip olanlarda ve şiddete maruz kalanlarda memnuniyetsizlik daha fazla.

983 hekimle yapılan araştırmanın sonuçları ATO Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Mine Coşkun, Genel Sekreter Dr. Kemal Oskay ile anketin hazırlık ve uygulanma süreçlerine katkı sunan ODTÜ Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Besim Can Zırh’ın katıldığı toplantıda paylaşıldı.

Kemal Oskay, Mine Çoşkun, Besim Can Zırh.

Her beş hekimden biri göç etmeyi düşünüyor

Araştırmada göç etme düşüncesini anlamak amacıyla yöneltilen soruyu her beş hekimden biri “Evet” cevabını verdi. En sık tercih edilen ülkeler sırasıyla Almanya, ABD, Britanya. Göç hazırlığının en büyük sebebi ülkenin siyasi durumu. Arkasından hekimlik mesleğinin çalışma koşulları, ekonomik durum ve değersizlik duygusu geliyor.

Coşkun sağlık alanında son yirmi yılı aşkın sürede uygulanan politikaların, hekimlik pratiğini ve toplum sağlığını derinden etkilediğini, ‘Sağlıkta Dönüşüm Programı‘ ile hızlanan sürecin hekimlerin çalışma koşullarında güvencesizleşmeye, hak kayıplarıma ve mesleki özerkliğin zedelenmesine yol açtığını söyledi.

Oskay’sa araştırmaya katılan hekim topluluğunun, yüksek stres altında çalışan, mesleki tatmini azalan ve geleceğe dair ciddi kaygılar taşıyan bir profil sergilediğini belirtti: “Ankara’daki hekimler, sağlık politikalarında köklü bir değişim olmadığı sürece sağlık ortamının hem hizmet kalitesi hem de hekim hakları açısından gerilemeye devam edeceği görüşünde.”

Anket katılan hekimlerin 571’i erkek (yüzde 58), 411’i kadın (yüzde 42). Katılımcıların doğum tarihleri 1993-2000 arasında.

Araştırmaya göre özetle:

  • Hekimlik mesleğinde kadınların görünürlüğü geçmiş yıllara oranla belirgin bir artış gösterdi. Genç kuşaklarda cinsiyet dağılımının daha dengeli bir yapıya kavuştu.
  • Erkek hekimlerde evlilik oranı kadınlara göre daha yüksek. Bu durum kadın hekimlerin aile kurma süreçlerinde daha fazla yapısal engelle karşılaştığına işaret ediyor. Ayrıca ebeveynlik kararlarında kadın hekimlerin daha ağır bir yük taşıdığı değerlendirildi.
  • Tıp eğitimine erişimde şehirleşme belirleyici bir rol oynamakta, büyükşehir doğumlu olma oranı genç kuşaklarda artış gösteriyor.
  • Kadın hekimlerin ailelerinde eğitim düzeyinin erkek meslektaşlarına göre daha yüksek olması, kız çocuklarının bu mesleğe yönelmesinde yüksek eğitimli aile yapısının önemini ortaya koyuyor.
  • Hekimlik mesleğinin aile içinde kuşaklar arası aktarımı güçlü bir şekilde devam ediyor. Birçok hekimin birinci derece yakınlarında hekim veya sağlık çalışanı bulunuyor.
  • Hekimlerin çoğunluğu tıp fakültesini kendi isteğiyle seçmiş olup, aile yönlendirmesinin genç kuşaklarda azaldığı görülüyor. Kadın hekimlerde bireysel tercih oranı erkeklere göre daha yüksek.

Tıp ve uzmanlık eğitimiyle ilgili ciddi endişeleri var

  • Hekimler kendi mezun oldukları fakültelerin çalışma hayatına hazırlayıcılığını genel olarak yeterli bulsa da Türkiye’deki güncel tıp ve uzmanlık eğitiminin niteliği konusunda ciddi endişeler taşıyor. Niteliksiz fakülte açılışları, liyakat sorunları ve mobbing temel eleştiri konuları.
  • Hekimlerin çoğu mevcut gelirlerinin rahat geçinmek için yetersiz olduğunu düşünüyor. Bu durum özellikle emekli hekimler ve pratisyen hekimler arasında daha belirgin.
  • Ankara’daki hekim işgücü, yaşa bağlı olarak belirgin bir mesleki piramit oluşturmakta. Kadın hekimlerin aktif çalışma oranı erkeklerden yüksek iken, erkek hekimlerin muayenehane ve özel sektörde çalışma eğilimi daha fazla.

İş yükü en ağır olanlar: Şehir hastaneleriyle özel hastaneler

  • Şehir hastaneleri ve özel hastaneler, en yüksek iş yüküne sahip kurumlar olarak öne çıkmakta. İcapçılık ve nöbet yükü özellikle devlet üniversiteleri ve eğitim-araştırma hastanelerinde yoğunlaşıyor.
  • Hekimlerin çoğu uzmanlık alanından memnun olsa da, kadın hekimlerde bu memnuniyet oranı erkeklere göre daha düşük.
  • Hekimlik mesleği yüksek stresli bir iş olarak tanımlanıyor ve stres düzeyinin son bir yılda arttığı bildiriliyor.
  • Gelir eşitsizliği, şiddet riski, dava edilme korkusu ve mesai dışı ulaşılabilir olma zorunluluğu temel stres faktörleri.

Tükenmişlik kadın hekimlerde daha yoğun

  • Hekimlerin yarısından fazlası kendini duygusal olarak tükenmiş hissediyor ve işe karşı isteksizlik yaşamakta. Kadın hekimlerde ve genç kuşaklarda tükenmişlik belirtileri daha yoğun.
  • Aşırı iş yükü, yetersiz personel ve performans baskısı stres düzeyini artıran temel kurumsal nedenler.
  • Sözlü şiddet hekimlerin çalışma koşullarının gündelik bir parçası haline gelmiş. Fiziksel şiddet deneyimi ise mesleki motivasyonu ve bağlılığı doğrudan sarsıyor.
  • Hekimler sıkça hasta veya yakınları tarafından şikâyet ediliyor. Şikâyetlerin temelindeyse randevu sorunları ve bekleme süreleri gibi sistemsel aksaklıklar yatıyor. Birçok hekim şikâyet süreçlerinin adil işletilmediğini düşünüyor.
  • Maruz kalınan şiddet ve idari baskılar, hekimlerin hastalarına karşı sabrını azaltıyor. Mesleği bırakma veya yurt dışına gitme düşüncesini tetikliyor.

Mesleğin itibarının azaldığını düşünüyorlar

  • Hekimlerin büyük çoğunluğu mesleğin toplumsal itibarının ve saygınlığının azaldığını düşünüyor. Bu algı özellikle genç ve kadın hekimlerde daha baskın.
  • Tıp eğitiminin zayıfladığı, mesleğin niteliğini kaybettiği ve daha çok bürokratik bir hizmet üretimine dönüştüğü düşünülüyor.
  • Sağlıkta dönüşüm politikalarının mesleği değersizleştirdiğine dair güçlü bir inanç var. Hekimler mesleğin geleceği konusunda ciddi kaygılar taşıyor ve önemli bir kısmı fırsat bulduğunda mesleği bırakmayı veya yurt dışına gitmeyi planlıyor.
  • Hekimler, meslek örgütünden en çok özlük haklarının savunulmasını, maaşların iyileştirilmesini ve mesleki sorunlarla ilgilenilmesini bekliyor.
  • Toplum sağlığını ilgilendiren eşitsizlikler, afetler ve sağlık politikalarına dair yapılan açıklamalar üyeler tarafından yüksek oranda destekleniyor.
  • Bilgilendirme süreçlerinde genç kuşakların beklentilerinin tam olarak karşılanamadığı görülüyor.

Artan tıp fakültesi ve şehir hastanesi sayısı hizmet kalitesini artırmıyor

  • Sağlık sisteminin geleceğine dair beklentiler son derece olumsuz Tıp fakültesi sayısındaki kontrolsüz artışın ve şehir hastaneleri modelinin hizmet kalitesine katkı sağlamadığı düşünülüyor.
  • Hekimler, sağlık politikalarının toplum yararına oluşturulmadığına ve bu süreçlere meslek örgütlerinin dahil edilmediğine inanıyor.
  • Toplumun sağlık hizmetlerine gereğinden fazla başvurduğu düşünülürken, hekimlerin iş bırakma ve grev haklarını savunma eğilimi oldukça güçlü.

TTB başkanı: Bu koşullarda iyi hekimlik yapılmaz