IMF’nin tek tek ülkelere reçete yazarken eski alışkanlıklarından vazgeçmediği, neo-liberal politikaları dayatmayı sürdürdüğü eleştirisi yaygınlıkla dillendiriliyor.
Türkiye raporunda da ekonominin dış kaynaklara bağımlı hale geldiği vurgulanırken, bu sürecin büyük ölçüde IMF programları altında geliştiği; ‘sermaye akışlarının serbestliği-bağımsız merkez bankası-esnek kur rejimi’ üçlüsünün bu akıbete yol açtığı söylenmiyor.
Emek piyasalarınızı esnekleştirin, ücretlerin geçmiş enflasyona endekslenmesinden vazgeçin, ürün piyasalarını rekabete açarak doğrudan sermaye yatırımlarını cezbedin türü bilinen ezberler tekrarlanıyor.
Özetle, titiz bir uzman çalışmasına dayalı bu tip IMF-DB raporları bazı teknik ayrıntıları daha iyi algılamamıza, gözden kaçan bazı sorunları net biçimde görmemize yarıyor.
Ancak kamucu, emekten yana, demokratik planlamaya dayalı, ülkenin bugün gereksinim duyduğu bir ekonomik program üzerinde kafa yoranlar için ufuk açıcı bir nitelik taşımıyor.