Evlilik hukukuna riayet eden, şeriata, örf ve âdete göre üzerine düşeni yapan karı ve koca ne birbirine, ne de başkaları onlara şiddet uygulayamazlar. Eğer karı veya kocadan biri karşı tarafa zulmeder, vazifesini yerine getirmez, kuralları çiğner ve baş kaldırırsa (nüşûz) önce taraflar, sonra da yetkili merciler durumu düzeltmek için gerekeni yapar, aile bağının çözülmemesi, ailenin dağılmaması için gayret ederler.
İşte bu çerçevede, problem harice taşmadan kocanın karısını yola getirmek için ne yapacağı konusunda Kur’an’ın tavsiyesi öğüt, yatağında yalnız bırakmak ve yalnızca bu durumda dövmektir, bunun dışında herhangi bir sebeple kocanın karısını dövmesi caiz kılınmamıştır. Cahiliye devrinde sudan sebeplerle ve baş göz demeden uygulanan sopa, yüze ve hayati organlara vurmak, iz bırakacak, yaralayacak şiddette dövmek yasaklanmış, Sevgili Peygamberimiz de muhterem eşlerine hayatı boyunca bir fiske vurmamıştır.
Kocaya farz veya sünnet kılınmayan, yalnızca izin verilen, caiz görülen bu dövme tedbiri uzun yıllardan beri tartışma konusu yapılmış ve İslam’ın yumuşak karnı kılınarak istismar edilmiştir.