Üsküdar iki kesimin diyelim yaklaşık sayılarla, oranlarla temsil edildiği bir semt, bir kültür oldu her zaman. Halk İslamı ya da Kent Müslümanlığı denilen yorumun da geçerli olduğu bir yer oldu. İstanbul’dan önce Üsküdar’ın kadim varlığı, eski İstanbullular, Anadolu’dan göçüp yerleşenler derken, hoş bir resim çıkıyordu ortalığa. Başta camileri, türbeleri, az da olsa kilise ve sinagoglarıyla da ‘asude’, barışçıl, sakin, huzurlu bir hava yayılıyordu hep.
Cumhuriyetçi, sosyal demokrat, aydınlık, güleç yüzlü Sinem Dedetaş, hemşehrim de, Eskişehirli, belediye başkanlığını kazanınca başladı saldırı, balo yapılıyormuş, vals, dans ediliyormuş, bunlar yakışır mıymış, Üsküdar’ı ne sanıyorlarmış? Üsküdar’ı ne sanacağız, İstanbul’un Vefa gibi, Eyüp gibi, Emirgan gibi, Fatih, Galata, Cihangir gibi kadim yerleşimlerinden biri. Yedi tepeli şehri güzelleştirenlerden bir kalender, babacan semt.