Gülay Erdemli: Dünya Sağlık Örgütü'nün son raporu ürpertici

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Dünya Sağlık Örgütü’ne göre bakteriyel antimikrobiyal direnç, 2019’da doğrudan 1,27 milyon ölüme yol açtı ve yaklaşık 4,95 milyon ölümle de ilişkili. The Lancet’te yayımlanan küresel projeksiyonlara göre, 2025’ten 2050’ye kadar bu sayı doğrudan 39 milyondan fazla ölüme çıkabilir; ilişkili ölümler ise 169 milyona kadar ulaşabilir. Bu, bir sistem krizinin hikayesi ve 1987’de başlıyor. Sağlık tarihçileri o yılı antibiyotik keşfinin kapanış tarihi olarak kabul ediyor.

Bu tarihin öncesinde antibiyotiklerle ilgili ‘altın çağ’ yaşanıyordu. 1928’de penisilin keşfi. 1940’lar ve 50’ler: Streptomisin, tetrasiklinler, eritromisn, vankomisin. Hepsi, doğanın laboratuvarından çıktı. 1960’lara kadar, her yıl yeni bir antibiyotik sınıfı bulundu. Tempo azalsa da, sistem çalışıyordu.1987’den sonra hiçbir yeni antibiyotik sınıfı kliniğe ulaşmadı. Evet, bazı yeni ilaçlar geliştirildi. Ama hepsi eski sınıfların iyileştirilmiş versiyonlarıydı.

Otuz dokuz yıl! Bu arada cep telefonları çıktı, internet hayatımızı girdi, insan genomu okundu, yapay zeka konuşmaya başladı. Ama bakterilere karşı yepyeni bir silah olmadı? Peki ama neden?

Antibiyotiği geliştirmek pahalı, milyarlar harcanıyor üstelik 10-15 yıl alıyor. Ama en büyük paradoks bu da değil. İlaç şirketleri antibiyotikten çok fazla kâr etmiyor.

Çünkü iyi antibiyotik mümkün olduğunca az kullanılmalı. Çünkü kullandıkça bakteri dirençli hale geliyor. Çünkü bir kalp ilacı, tansiyon ilacı ya da diyabet ilacı sürekli kullanıldığı için kârı yüksek. Sonuç? 1987’den sonra, ilaç şirketleri bu alandan çekildi.

2020’de MIT araştırmacıları, halicin adlı molekülü yapay zekayla keşfetti. Halicin molekülü bulunduktan sonra ‘yapay zeka yeni antibiyotik buldu’ diye çok sayıda haber yayınlanmış olsa da halicin şu anda kullanılan bir ilaç değil şimdilik sadece laboratuvarda test ediliyor. Yine de umut verici.

Dünya Sağlık Örgütü’nün son raporu ürpertici. Klinik geliştirmede 90 antibakteriyel ürün var. Bunların sadece 15’i ‘gerçekten yenilikçi’ ve sadece 5’i WHO’nun açıkladığı en kritik bakterilerine karşı etkili. Bakteriler evrim geçiriyor, dirençli hale geliyor ama bilim insanlarının keşif hızı çok da yavaş.

Gülay Erdemli’nin yazısı