Kanal İstanbul yıllar içinde bilimsel, askeri, diplomatik, siyasi derken her yönden tartışıldı ve söylenenler hep olumsuzdu. Denizin iklim dengesini alt üst edecek dendi. Bölgedeki su havzalarına, tarım alanlarına, Marmara’nın akciğeri ormanlara ciddi anlamda zarar vereceği söylendi. Bölgenin imara açılmasının İstanbul’u daha da plansız ve kaotik bir şehir haline getireceği konusunda uyarılar yapıldı. Nüfus ve bina yoğunluğunun artmasının beklenen depremde can kaybını artıracağı ve hatta kanalın bizzat depremi tetikleyici etkisinin olabileceği konuşuldu, ancak Erdoğan’ın “kim ne derse desin yapacağız” dediği Kanal İstanbul’da yola devam edildi. Eski Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, itiraz dilekçesi vermek için bakanlığa bağlı il müdürlüklerinin önünde uzun kuyruklar oluşturan İstanbullulara rağmen ÇED raporunu onayladı. Yapılan kamuoyu araştırmaları, halkın büyük çoğunluğunun projeyi desteklemediğini gösteriyordu. Kurum’a göre ‘Ya Kanal Ya İstanbul’ diyenler, Türkiye’nin tüm projelerine itiraz eden takozcu meslek odaları, ülkedeki her hayra fren olmaya çalışan kör muhalefet, millet iradesini yok sayan 126 emekli diplomat ve darbeci 103 emekli amiraldi.