Geçen yıl, Radyo Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) Show TV’de yayımlanan Kızılcık Şerbeti dizisine idari para ve 5 kez yayın durdurma cezası vermiş ve böylece diziye, o güne kadar ilgisiz kalmış pek çok yeni izleyici kazandırmıştı. RTÜK’ün gerekçesi, dizideki Nursema karakterinin zorla evlendirildiği erkek tarafından camdan atıldığı sahnenin şiddet içeriyor olmasıydı. Adamların birbirlerinin kafalarına kafalarına sıkmaya doyamadıkları mafya dizilerindeki şiddet değil de bir kadının camdan itildiği sahne sorun olmuştu.
Star TV’de yayımlanan Ömer de tıpkı Kızılcık Şerbeti gibi sekülerlik ve dindarlık arasında ortaya çıkan çatışmayı anlatan bir dizi. Henüz ilk bölüm fragmanı yayımlanmıştı ki, malum gazete tarafından hakkında çok sayıda şikâyet olduğu haberleri yapıldı. İddiaya göre dizide Müslümanların değerleri hedef alınmıştı. İmam karakterinin bir sahnede sert ve acımasız tavırlar sergilediği görülmüş, müezzin de dul bir kadına âşık olmuştu. Aynı malum gazete diğer yandan, 6 yaşındaki kızını evlendirdiği somut delillerle ispatlanmış olan İsmailağa Cemaati’ne bağlı Hiranur Vakfı kurucusu Yusuf Ziya Gümüşel’e iftira atıldığı gerekçesiyle Müslümanları ‘hoca efendiye’ destek olmaya çağırıyordu.
İsmailağa Cemaati’nin üzerine alınıp şikâyetçi olduğu diziyi değerlendiren RTÜK idari para ve 2 kez yayın durdurma cezası verdi. Gerekçe, ‘toplumun milli ve manevi değerlerine aykırılık’ olarak açıklandı. Şikayetçi cemaate göre dizi dini ve dindarları aşağılamayı kendine gaye edinmiş. Yıllardır, dindar yaşam tarzının ve başörtülü bir karakterin ana akım dizilerde neden yer almadığı tartışılan bir konuydu. Zaman içinde seküler ve dindarların birbiriyle temasının artması yeni ve ilgi çekici bir hikâye üretiminin olanaklarını artırdı. Değişen sosyokültürel yapı, doğası gereği popüler kültür ürünlerinde yerini almaya başladı.