CANAN COŞKUN
canancoskun2@gmail.com / @canancoskun
Gezi Parkı davasında savcı esas hakkındaki mütalaasını açıkladı. Ancak mütalaada ‘eylemlerde insanların hayatını kaybettiği’ yazmasına rağmen, onları kimin öldürdüğü yazmıyor.

Gezi Parkı eylemleri nedeniyle iş insanı Osman Kavala’nın 828 gündür tutuklu bulunduğu, avukat, şehir plancısı, mimar, yapımcı, sanatçı, gazeteci 16 kişinin de tutuksuz yargılandığı davada savcı esas hakkındaki mütalaasını açıkladı. Buna göre savcı Edip Şahiner, iş insanı Osman Kavala, Yiğit Aksakoğlu ve Mücella Yapıcı’nın ‘cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs’ suçlamasıyla ağırlaştırılmış müebbet hapsini talep etti. Çiğdem Mater, Ali Hakan Altınay, Mine Özerden, Can Atalay, Tayfun Kahraman ve Yiğit Ali Ekmekçi’nin de bu suçun işlenmesine yardımcı oldukları gerekçesiyle 15 yıldan 20 yıla kadar hapisle cezalandırılması istendi. Haklarında yakalama kararı bulunan diğer altı sanık hakkındaki dosyanın da dava dosyasından çıkarılarak yakalanmalarının beklenmesi talep edildi.
Savcı, sanıkların söz konusu suçu işlerken cebir ve şiddet kullandıklarını iddia etti ancak mütalaada suçlamaya delil olarak ‘telefon görüşmeleri, basın açıklamaları yapmak, panel, forum, yaz kampları düzenlemek, televizyon programlarına katılmak, tweet atmak, şiddetsiz eylem üzerine toplantılar yapmak, barış zincirine katılmak’ gibi eylemler gösterildi.
Mütalaada, Gezi Parkı eylemleri sırasında insanların yaşamını yitirdiği bilgisi de yer alıyor. Ancak bu kişilerin ‘polis şiddeti’ nedeniyle yaşamını yitirdiği yazmıyor. Eylemlerde polis şiddetiyle yaşamını yitirenlerin isimleri iddianamede yer almamış, bunun yerine, MOBESE kamerası, sinyalizasyon sistemi, aydınlatma direği, otobüs durağı, reklam panosu, trafik levhası, park ve peyzaj düzenlemesi, çöp konteyneri ve polis noktasında hasar meydana geldiği belirtilmişti. Yaralanan polisler de iddianameye mağdur olarak eklenmişti. Bu polisler arasında Ali İsmail Korkmaz’a son tekmeyi atan ve 10 yıl hapis cezasına mahkum edilen polis Mevlüt Saldoğan da vardı.
Savcılıktan ikinci kıymetlendirme açıklaması
Gezi Parkı soruşturmasını Fetullahçı yapıya dahil olduğu gerekçesiyle aranan savcı Muammer Akkaş başlatmıştı. Dosyadaki telefon dinleme kararlarını da yine aynı suçlamayla tutuklanan ve görevden ihraç edilen hakimler Süleyman Karaçöl ve Menekşe Uyar vermişti. Savcılık, Gezi Parkı eylemlerine ilişkin hazırladığı iddianamede bu gerçekle ilgili olarak “Tüm deliller ve tapelerin yeniden kıymetlendirilmesi yaptırıldı ve örgütün dosya üzerindeki tüm etkileri ortadan kaldırıldı” yorumunu yapmıştı.
Esas hakkındaki mütalaada da tüm delillerin ve telefon tapelerinin tamamının İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü personeli tarafından yeniden incelendiği ve dosyanın tekemmül ettirildiği belirtildi. Ancak esas hakkındaki mütalaada telefon tapelerinin dışında bir delil yok. Buna ek olarak 15 Haziran 2013’te Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele (KOM) Daire Başkanlığı’nca hazırlanan Gezi Parkı eylemleriyle ilgili yazı da suçlamalara dayanak olarak gösteriliyor. Söz konusu yazı KOM Daire Başkanı 1. sınıf emniyet müdürü Mehmet Yeşilkaya tarafından hazırlanmıştı. Yeşilkaya, darbe girişiminin ardından FETÖ suçlamasıyla tutuklandı. Yeşilkaya’nın yazdığı yazıyı İstanbul Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürü Nazmi Ardıç doğrulamıştı. Ardıç da FETÖ suçlamasıyla tutuklu.
Eylemler süt, yemek, kahvaltı, masa, gözlükle finanse edilmiş
Kavala’nın Gezi Parkı eylemlerini finanse ettiği suçlamasının tekrar edildiği mütalaada, ‘gaz maskesi, gözlük, süt’ ve göstericiler için ‘yemek-kahvaltı’ ve parkta kullanması için masa ve ses sistemi gibi malzemeleri temin ettiği belirtildi. Kavala’ya yöneltilen suçlama için gösterilen bir diğer delil de ‘çok sayıda seyahatinin bulunması’.
Mütalaada, hakkında yakalama kararı bulunan gazeteci Can Dündar’ın ‘yeni bir medya kuruluşu kurulması için faaliyette bulunması’ da ‘suç’ gibi yansıtıldı.
Çekilmemiş video da ‘suç delili’ oldu
Yapımcı Çiğdem Mater’e de ‘Video İşgal’ isminde bir video çektiği iddiasıyla suçlama yöneltildi. Ancak Mater, duruşmalarda bu videonun çekilmediğini belirtmişti.
Gezi Parkı davasının bir sonraki duruşması 18 Şubat’ta yapılacak.