Kuzey Atlantik Antlaşması’nda vergiyle ilgili bir düzenleme olmamakla birlikte, NATO taraf devletlerde iki yönlü vergisel sonuç doğuruyor: (i) savunma ve güvenlik harcamalarının finansmanı için vergi geliri kullanılıyor; (ii) NATO kapsamındaki bazı kişi, kurum ve işlemler bakımından vergi almaktan tamamen veya kısmen vazgeçiliyor.
Birinci yönüyle bakıldığında, Kurucu Antlaşma’nın 3. maddesinde savunma kapasitesini koruma ve geliştirme yükümlülüğü yer almakla birlikte, sayısal bir harcama alt sınırı öngörülmemiştir. Buna rağmen uzun süre GSYH’nin yüzde 2’si siyasi hedef olarak benimsenmiş; 2025 Lahey Zirvesi’nde ise savunma ve güvenlikle bağlantılı harcamaların 2035’e kadar GSYH’nin yüzde 5’i düzeyine çıkarılması siyasi taahhüt olarak ortaya konulmuştur.
1952’den bu yana T.C. Hazinesi’nin katma değer vergisinden damga vergisine çok sayıda vergi ve diğer mali yükümlülük gelirini etkilemiştir. Ancak, Türkiye’de “NATO nedeniyle vazgeçilen vergi tutarı” başlığı altında ayrıştırılmış bir resmi veri yayımlanmadığından, son 74 yılda tüm mali yükümlülükler bakımından somut bir maliyet saptaması yapmak mümkün değildir.
Kaldı ki; bazı hususların Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu, Sayıştay Kanunu ve Devlet İhale Kanunu gibi mali denetim yasalarının kapsamı dışında olduğunu da belirtmek gerekir.