Dört yılda bir yapılması öngörülen “takdir”in nedeni, aradaki yıllarda taşınmazın değerini (/mali gücü) artıran ya da azaltan bir gelişmenin olup olmadığını saptamaktır.
Başka bir deyişle, servette ifadesini bulan gerçek mali gücü tespit etmektir; zira vergi mali güç üzerinden alınabilir.
Taşınmazın değerini artıran özel bir durum (altyapı hizmetlerinin sağlanması ya da geliştirilmesi, imar planı durumunda ya da bulunduğu alanın [turizm, sanayi vb.] niteliğinde değişiklik gibi) olmadığı sürece, enflasyon üstündeki artış dayanaksızdır ve bu nedenle de Anayasa’ya aykırıdır.
Sonuç olarak, emlak vergisinde getirilen yeni kural, kamuoyuna mükellefi koruyan bir sınır olarak sunulsa da, fiilen enflasyonun oldukça üzerinde bir vergi yükü doğurmaktadır. İdare, hukuka aykırı tebliğiyle, bu yükü daha da ağırlaştırmıştır.