Erdoğan için Gülen algısının değişmesi, Gülen’in iadesi kadar önemli. Erdoğan, Amerika’nın Gülen’i iade etmeyeceğini biliyor ama bu hamlesiyle Washington’daki, hatta dünyadaki, Gülen algısına büyük zarar veriyor.
Washington’da, ‘Erdoğan-Gülen kavgası’, “Türkiye demokrasisi nereye gidiyor” sorusuyla birlikte tartışılıyor. Her yıl demokrasi endeksi yapan Özgürlükler Evi’nin 2014 raporunda Türkiye’yi, (15 yıl sonra) ilk defa, ‘kısmen özgür ülke’ konumundan ‘özgür olmayan ülke’ kategorisine indirmesi; 1 Mayıs’ta göstericilere, gençlere, çocuklara ve milletvekillerine uygulanan polis şiddeti; Gezi’den bugüne konuşulan ‘otoriterleşme’ söylemi, buradaki Türkiye’ye bakışı belirliyor. ‘Demokrasiden giderek sapan Türkiye algısı’, Washington’da çok güçlü.
Washington’da Türkiye tartışmak, eskinin tersine, bugün iç karartıcı. Hoş ve rahat değil… Türkiye’nin bölgesi, Suriye, Mısır, Irak, ve özellikle buranın gerçek gündemi olan Ukrayna, çok riskli ve sancılı. Türkiye vazgeçilecek ya da masanın dışına itilecek bir ülke değil. Aksine, bölgesel ve küresel istikrar için önemli ve kilit ülke konumunu Washington’da koruyor. Ermeni sorununda Başbakan’ın olumlu bulunan taziyesi; İsrail’le normalleşmenin başlama olasılığı, Kıbrıs sorununda çözüme destek: Bu girişimler, Washington’da olumlu görülüyor. Yeterli mi? Hiç değil.
Anahtar, Türkiye’nin otoriterleşen ülke görüntüsünden çıkartılıp, tekrardan demokratikleşme patikasına sokulması…
Mümkün mü? Bu noktada, Washington’da hava karamsar.