İktidarın hegemonyasında bir süredir gözle görülebilen bir gerileme yaşanıyor; toplumsal taban genişletilemiyor, genç kuşaklar kapsanamıyor, yeni ittifaklar tesis edilemiyor, topluma yeni bir hikâye anlatılamıyor, ekonomide hiçbir hedef tutturulamıyor ve tüm bunların sonucu olarak eldeki en güçlü silah olan oy sandığı elden gidiyor.
“Seçimsizleştirme” bununla ilgilidir; hegemonya krizi derinleştikçe yeniden seçilme ihtimali azalıyor, seçilme ihtimali azaldıkça zor politikaları yoğunlaşıyor, seçimi zor politikalarıyla kazanma arayışı giderek ağır basıyor.
Seçimsizleştirme siyasetinin temel aracının yargı olduğunu biliyoruz; operasyonlar, gözaltılar, tutuklamalar, soruşturmalar, yargılamalar, hepsi fiilen muhalefetin tasfiye edilmesi, sandığın ortadan kaldırılması ve sonsuza kadar iktidar arayışı için yapılıyor. Seçme ve seçilme hakkı yargı aracılığıyla gasp edilmek isteniyor.
Tam da bu nedenle seçimsizleştirme operasyonlarının başındaki kişi bakan, etrafındakiler ise bakanlık bürokratı yapılıyor, tam da bu nedenle faili meçhul birkaç cinayet dosyası yeniden açılarak bu ekip parlatılmak isteniyor, kendisine yönelik güvensizlik zirveye çıkan yargı bir restorasyon hamlesiyle yeniden muteber kılınmaya çalışılıyor.