Erdoğan da bugün Demirel’i açık ara geride bırakarak, HDP’nin eş genel başkanlarının, yerlerine kayyum atanan belediye başkanlarının hapsedildiği bir döneme imza atarak ve HDP ile ittifak yapılmasını bile kriminalize ederek seçimlere gidiyor.
Bir restorasyon seçeneği olarak gündeme gelen Millet İttifakının Cumhurbaşkanı Adayı Kemal Kılıçdaroğlu, henüz bu düzeyde bir söylem kullanmadı. Kendisi ve partisi, Kürt sorununun çözüm adresinin parlamento olduğu söylüyor. Ancak, sınırlarını da biliyoruz.
Tüm bu siyasal fotoğraf içinde Emek ve Özgürlük İttifakının varlığı, 14 Mayıs sonrasında Kürt sorununun demokratik çözümü için atılması gereken adımlar bakımından kritik bir öneme sahip.
Kürtlerin bugünkü temsil potansiyelleri kadar, söylemle gerçek arasındaki farka dair büyük bedellerle dolu deneyimleri de bir o kadar önemli. Hatta kayyumlar süreci ve HDP’yi kapatma davası düşünüldüğünde, ikincisi belki daha da önemli.