İyi Parti binasının kurşunlanması resmi makamlarca, bir inşaat alanında hırsızlık yapmak isteyen kişileri kovalamak amacıyla sıkılan kurşunların kaza sonucu isabet etmesi biçiminde açıklansa da, bu ülkede ortalama bir politika ve tarih bilincine sahip herkes şu sorularla birlikte olayı anlamlandırmaya çalışıyor: Nasıl bir dönemde oldu? Kime hizmet ediyor? Nasıl bir sonuç elde edilmek istenmiş olabilir?
Bir adım daha geri çekilerek, İstiklal Caddesi’ndeki bombalı saldırıyı hatırlatalım. İçişleri Bakanı Soylu’nun açıklamaları ile “Zanlının saldırının talimatını PKK/PYD/YPG terör örgütünün Suriye Kobani’deki merkezinden aldığı” ilan edildi ve iktidarın, medyasıyla birlikte olaya dair tutumu bu resmi şablon üzerinden belirlendi. Saldırıda kullanılan kişi ve onu yönlendirenlerin IŞİD bağlantıları gerilere itildi. Düzenli olarak iktidar medyasının mesajlarına maruz kalanlar açısından bu olay, resmi şablonla hafızalara kazındı muhtemelen.
Türkiye’de seçimlerde, sandığa kadar gelinen süreç, hatta sandık gecesi ve sonrası gelişmelerde sandık dışı aktörler de yarışın içindedir. Egemen sınıfların çeşitli fraksiyonlarının gelecek hesapları ve devletin kritik kurumlarının tehdit saptamaları sandığa giden süreçte, çeşitli faaliyetleriyle boy gösterirler.