‘Liralaşma’ sloganının bizi getirdiği yere bakın: Kur korumalı mevduattan (KKM) Hazine’ye ve TCMB’ye büyük bir yük geldi. Hazine’ye 2022 maliyeti 92.5 milyar liraydı. TCMB’nin hafta başında yayınladığı Yıllık Rapor’dan yola çıkarak, Hakan Kara, yaklaşık 89 milyarlık bir maliyet de TCMB’ye geldiğini hesaplamış. Kamuya toplam maliyet, böylelikle, 181.5 milyar lira oluyor. Buna karşılık, “KKM uygulamaya sokulmasaydı kur patlayacaktı; maliyeti daha fazla olacaktı” diyenler çıkıyor. Valla, çıkıyor işte. Neden kur patlayacaktı; ne yapıldı da iş zıvanadan çıktı? Bu karda kışta kim düşünecek bu soruların yanıtını elbette. Üstelik düşünmeye pek de gerek yok; 2021’in son aylarında olan biten ortada; sadece biraz hatırlamak gerekiyor.
Neyse; KKM’nin yükünü bir tarafa bırakayım. Şu soruyu sorayım: Döviz cinsi mevduatın azalıp, yerine kur korumalı mevduatın artmasının ‘liralaşma’ ile ne ilgisi var? Ya da genelleyeyim soruyu: Döviz kuruna endeksleyince bir borcun getirisini, döviz cinsi borçlanmanın sakıncaları ortadan kalkıyor mu? ‘Dolarlaşmanın’ sakıncalarından kurtulup ‘liralaşmış’ mı oluyoruz?