Fatih Altaylı: Bu yürüyüşlerde 'hilafet çağrısı' yapmak da önceden belirlenmiş miydi!

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

12 şehit verdiğimiz günün ertesi, memleketin çeşitli yerlerinde “mitingler” ve “yürüyüşler” düzenlendi.

Sakın yanlış anlamayın, bu miting ve yürüyüşler Türk askerine yapılan saldırıları, Türk ordusunun neferlerinin alçakça öldürülmesini kınamak için yapılmamıştı.

Miting ve yürüyüşler, “İsrail’in Gazze’de Filistinlilere saldırısını kınamak” için düzenlenmişti, Türk askerine sahip çıkmak gibi bir amaç yoktu.

Bu eleştiriler artınca, organizasyonu yapanlar “Bu yürüyüşler çok önceden belirlenmiş bir günde yapıldı. Şehitler var diye günü değiştiremezdik” dediler.

Hepimiz bunların Türk ordusu ve Türk milleti ile ilgili fikirlerini biliyoruz ama yine de inanmış gibi yapalım.

“Haklılar, değiştiremezlerdi. Zaten TRT gibi şehitleri anarak eğlence programı da yapmadılar” diyelim.

Peki, bu yürüyüşlerde “hilafet çağrısı” yapmak da “önceden belirlenmiş miydi!”

Üzerinde Arapça yazılı bayraklarla, kimin kime propagandası yapılıyordu!

Gazze’ye destek adı altında, Türkiye’de Anayasa’ya açıkça bayrak açmak, Anayasal düzeni değiştirmek için yürüyüş yapmak neyin nesiydi!

Kadına şiddetin en yaygın olduğu ülkelerden birinde, kadınların Kadınlar Günü’nde yürümesini engellenirken…

Tarikat yurtlarında çocuklara tecavüzü örtbas edip, çocuk tacizcisini İl Kültür Müdürü ve Ağrı Amatör Spor Kulüpleri Federasyonu Başkanı yapanlar, gökkuşağını bile yasaklamaya çalışırken…

Anayasa’ya açıkça meydan okunan ve hilafet çağrıları yapılan yürüyüşlere izin vermek ve Anayasal düzeni yıkma niyetini polis koruması altında haykırmak ülkenin geldiği ve getirildiği noktanın ilanıdır

Fatih Altaylı’nın yazısı