PYD’nin kendisine sunulan stratejiyi istekle kabullenmesi ABD’nin arayıp da bulamadığı bir durumdu. PYD’nin modern ve seküler niteliği onun otoriter yanlarını örterken, Kürtlerin geçmişten bu yana mağduriyetleri de, PKK’nın terör eylemlerinin kenara konmasını kolaylaştırdı.
Diğer taraftan ABD’nin temel bakışı değişmedi. Ne Irak ne Suriye’de bağımsız bir Kürt oluşumu istemediğini her fırsatta göstermekten çekinmedi. Irak Kürdistanı’nın bile bağımsızlığını desteklemediği gibi, askeri yardımları Bağdat üzerinden göndermeye devam etti. Suriye’de ise bir PYD devletinin istenmediği çok açıktı. PYD her aşamada diğer etnik gruplarla işbirliği yapmaya, yönetimi demokratikleştirmeye ve güç paylaşımına zorlandı. Bu sayede daha meşru bir bölgesel yönetimin ortaya çıkacağı, Esat/İran bloğuna ve Sünni şiddet gruplarına karşı denge oluşturulacağı hesaplandı.